fatihozdemir1 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Şahıs şirketi kuruluşunda seçilebilecek NACE kodu sayısına ilişkin doğrudan bir yasal düzenleme bulunmamakla birlikte, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sistemsel altyapısı ve uygulama pratiği gereği başvuru sırasında en fazla 5 faaliyet kodunun girilmesine izin verilmektedir; bu sınırlama mevzuat kaynaklı değil, MERSİS ve vergi dairesi entegrasyonundaki teknik yapıdan kaynaklanan idari bir uygulamadır. Bu nedenle “en fazla 5 NACE kodu” ifadesi, hukuken bağlayıcı bir hükme değil, pratik bir işleyişe dayanmaktadır ve şirket kuruluşunu gerçekleştiren avukatlarca yaygın şekilde benimsenmiş bir işlem kuralı haline gelmiştir. Ancak faaliyet alanı genişleyen mükelleflerin ilerleyen dönemlerde ek dilekçeyle veya iş değişikliği bildiriminde bulunarak yeni NACE kodları ekletmesi teknik olarak mümkün. dolayısıyla ilk aşamada stratejik bir kod seçimi yapılması, ileride vergi yükümlülükleri ve faaliyet belgelendirmesi açısından çok önemli
İlk mesajınızda “mevzuat gereği” ifadesini kullandığınız için, ben de bu açıklamayı normlar hiyerarşisi çerçevesinde değerlendirerek, teamüller ya da uygulama pratiklerine dayalı bir yorum olarak değil, doğrudan hukuki bir zorunluluk şeklinde anlarım. Özellikle “mevzuat gereği en fazla 5 adet” şeklindeki ifadeniz, bu konuda hatalı bir yönlendirmeye sebep olabilir. Nitekim son mesajınızda da bu konuda doğrudan bir yasal düzenleme bulunmadığını belirtmiş ve aslında “mevzuat gereği” demenin isabetli olmayacağını dolaylı şekilde kabul etmişsiniz.

İlk ifadenizi düzeltmek adına, idarenin işe başlama dilekçesi sürecinde uygulama pratiği olarak en fazla 5 NACE kodunun kabul edildiğini belirtmişsiniz; ancak bu yönlendirme de tam olarak gerçeği yansıtmıyor. Zira dijital vergi dairesi üzerinden yapılan işe başlama bildirimlerinde sistem, “en fazla şu kadar NACE kodu seçilebilir” şeklinde bir sınırlama getirmiyor. Aynı şekilde, 6 veya 7 faaliyet kodu yazılması nedeniyle kuruluş dilekçesinin işleme alınmadığına dair de herhangi bir idari engelleme söz konusu değil.

Muhtemelen soruyu yönelten kişi şu bağlamda hareket etmektedir: Gerçek kişi olarak, Gelir Vergisi Kanunu kapsamında ticari kazanç elde etmeyi hedeflemekte ve bu ticari faaliyeti nedeniyle Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümleri uyarınca işletme hesabı esasına göre defter tutmakla yükümlü bulunmaktadır. Bu yükümlülükleri doğrultusunda dijital vergi dairesi üzerinden mükellefiyet tesis ettirilmiş; yazılım geliştirme, dijital pazarlama ve e-ticaret alanlarında faaliyet göstermek üzere işlemlere başlanmak istenmektedir. Bu faaliyet alanlarına dair sorulan “faaliyet kodlarını (NACE) ekletebilir miyim?” sorusu ise uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur.


Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, vergi mükellefiyeti tesis edilirken faaliyet konusu ile uyumlu NACE kodlarının eksiksiz şekilde beyan edilmesi, işlemlerin sağlıklı yürütülmesi açısından önem arz eder. Ancak bu, ilk kuruluş anında yapılması gereken zorunlu ve sınırlı bir liste anlamına gelmez. Kuruluş anında bir veya birkaç ana faaliyet alanı bildirildikten sonra, zaman içerisinde iş hacmine ve gelişen faaliyet alanlarına göre ek NACE kodları beyan yoluyla sisteme dahil edilebilir. İlgili mevzuat, örneğin VUK veya Gelir Vergisi Kanunu, bu konuda herhangi bir adet sınırı öngörmemektedir (örneğin "5 kodla sınırlıdır" gibi bir kural bulunmamaktadır). Bu nedenle, ilk kuruluş anında 5-10 farklı kodu sırf “ileride gerekebilir” düşüncesiyle ekletmek zorunlu ya da pratik değildir.


Uygulama pratiği incelendiğinde de görülecek ki, NACE kodu bildiriminde bulunulmaması ya da eksik bildirim durumları genellikle idare tarafından doğrudan cezai işlemle değil, öncelikle uyarı ve bildirim yoluyla çözülmeye çalışılır. Örneğin, daha sonra tespit edilen bir faaliyetin mükellefiyet kaydında yer almaması durumunda, vergi dairesi mükelleften faaliyet kodunu güncellemesini talep edebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, bu faaliyetin sürekli bir ticari nitelik taşıyıp taşımadığıdır. Eğer faaliyet arızi nitelikteyse (örneğin yılda bir defaya mahsus satış veya hizmet sunumu gibi), bu durumda Gelir Vergisi Kanunu'nun arızi kazanç hükümleri devreye girebilir ve sürekli faaliyet kapsamında değerlendirilmediğinden mükellefiyet tesisine gerek olmayabilir.


Konuyu Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde değerlendirecek olursak, eğer kişi bir tacir sıfatı kazanmak üzere ticari işletme açmak istiyorsa ya da bir sermaye şirketi kurmak niyetindeyse, o durumda farklı bir hukuk zemini devreye girer. Her ne kadar ultra vires ilkesinin kaldırılması ile birlikte artık şirket ana sözleşmelerinde tüm potansiyel faaliyetlerin ayrıntılı şekilde yazılması zorunluluğu ortadan kalkmışsa da, uygulamada bazı sektörler için özel düzenlemeler (örneğin TURSAB 'dan acente işlemi yapmak isteyen Turizm firmaları, BTK nezdinde numaralandırma yetkisi alacak Telekom firmaları, TPMK siciline kayıt edilecek Patent yahut Fikri Mülkiyet şirketleri vb.) halen geçerliliğini korumaktadır. Fakat şöyle de bir durum var ana sözleşme de ifade edilecek faaliyet alanları başkadır, NACE kodu başkadır.


Bununla birlikte, sermaye şirketlerinde faaliyetin genişletilmesi için şirket esas sözleşmesinin tadiline veya unvanda değişikliğe gidilmesine çoğu zaman gerek bulunmamaktadır. Fakat vergi mevzuatı açısından, yeni bir faaliyet başlatıldığında ilgili NACE kodunun vergi dairesine bildirilmesi yine zorunludur.


Bu anlattıklarımı genel toplayacak olursakta mükellefiyet tesisinde faaliyet alanlarının bildirilmesi önemlidir, ancak ilk etapta eksiksiz liste sunulması gerekmez. İş hacmi oluştuğunda veya yeni faaliyete başlandığında faaliyet kodları sonradan bildirimle eklenebilir. Arızi kazanç durumları sürekli ticari faaliyet sayılmadığından mükellefiyet tesisine gerek olmayabilir.


Ayrıca burada yazdıklarım tamamen şahsi yorumum olup; hukuki bir mütalaa, avukatlık faaliyeti ya da mali müşavirlik hizmeti kapsamında hazırlanmış değildir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu kapsamında mesleki bir danışmanlık hizmeti sunulmamış olup, burada yer alan açıklamalar yalnızca genel nitelikte iktisadi ve yönetimsel yorumlardan ibarettir.