Yazdıklarımı sizi tenzih ederek kaleme aldım. Benzer bir durumu yaşadığım için paylaşmak istedim.
Olaya bir de kriminal açıdan bakalım. Konunun gidişatı, eşinizin durumla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. İlk not: Evde kasanın yerini sadece siz ve eşiniz biliyorsunuz, ve sensör bir kere uyarı vermiş. Bu durumda "sizin gözünüzden bakarsak" ya eşiniz bu işi yaptı, ya da birilerine (bilerek ya da farkında olmadan) kasanın yerini söyledi. Veya eve sürekli girip çıkan birileri tarafından çalındı.
Ama elbette işin iç yüzünde ne olduğu bilinmez: Tehdit olabilir, şantaj olabilir, birine 3-5 günlüğüne sizden gizli borç verilmiş ama geri alınamamış olabilir. Ucu çok açık bir durum. Kendimi sizin yerinize koyup empati kurmaya çalıştım.
Ya siz aldıysanız ?
Benim hikayem;
Zamanında kripto ile ilgilenmiş biri olarak, eşimin bilgisi dahilinde ama çevremden gizli şekilde yatırım yapıp güzel kazançlar elde ediyordum. Kimseye bahsetmiyordum. Ancak daha sonra işin içine bahis ve iddia girince tüm birikimim gitti. Eşim elbette bu paranın hesabını soracaktı: "Nerede, ne yaptın?" diye.
Ben de daha o sormadan türlü senaryolar yazdım kafamda. Gasp edildim desem? Dolandırıldım mı desem? Arabada unuttum, çalındı mı desem? Ama iş adli ve hukuki boyutlara ulaşabilir diye, suya sabuna dokunmadan en sonunda "parayı kriptoda batırdım" dedim. Aslında hırsız da bendim, yalancı da bendim.
Şimdi ise piyango bileti bile almıyorum. Eşim haftalık 2000 TL harçlık veriyor bana. Maaş kartım da, diğer hesaplar da artık onda. Bu şekilde geçinip gidiyoruz. Vicdanımı böyle rahatlatabildim. Herkese bu yalanı söyledim, hatta kendime bile inandırdım.
Özetle:
Eğer parayı ben kaybetmiş olsaydım (örneğin kriptoya, bahise, vs. yatırıp), bir yerden patlayacağı kesin olan bir durumda senaryo yazardım. Sonra da çıkan sonuca göre rol alırdım. Eğer vicdanını rahatlatmak istiyorsan, "ikimiz de suçluyuz" dersin.
Geçmiş olsun.