MaitreyaXayah adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bir çok yorumunuzu okuyan ve beğenen birisi olarak bu önermenize kesinlikle katılmamakla beraber yanlış bilgi telaffuzunda bulunuyorsunuz. " Anti-virüs kullanmayın, çünkü hepsi sadece bildiği virüsleri silmek üzerine çalışır " önermesi tamamen yanlış ve bilgisizce bir önerme olmuş. Anti-virüs şirketleri salt işlem odaklı değil, bütünsel ve semantik olarak çalışır. Web koruması, Masaüstü koruması, Fidye koruması, Mobil koruması, Phishing, Backdoor ve Win32.Sality(imza) gibi çeşitli faktörleri barındırmakla beraber sadece uygulama ve yazılımların kodlarını taramakla kalmaz ayrıca sezgisel olarak davranışları analiz ederek zararlı bir yazılım barındırıp barındırmadığını veya potansiyel bir zararı analiz eder.

Ayrıca, AV yazılımları tarama yaparken " Virüs " diye tabir ettiğimiz zararlı yazılımları tespit edememe potansiyelini bünyesinde elbette barındırır. Yazılım kodlarının içerisinde, henüz AV firmaları tarafından algoritmanın potansiyel bir zararlı kod olduğu imzası barındırılmıyorsa ve legit bir işlemmiş gibi koda dökülmüşse algoritma ki buna " ByPass " metodolojisi diyoruz. 2012 - 2016 yılları arasında " Fake Digital Signuture " ile Backdoor(Logger, RAT) 'ları ByPass etmek mümkündü, bu tarz handikapları mevcuttur. Aslında, bu duruma handikap demekte doğru olmaz, "yetersizlik" tabiri daha ideal olur.

Günümüzde Artificial Intelligence(AI) 'ın gelişimiyle birlikte bu tarz saldırı odaklı zarar verici yazılımlar eskiye nazaran daha anlaşılmaz(Fully UnDetectable) şekilde üretilip, piyasaya özel metodolojiler ile salınabiliyor. Yani, dünyanın en kaliteli Anti-Virüs yazılımını kullanıyor olsanız dahi garanti söz konusu değil. Fakat, bu durum AV yazılımı kullanmamınızı kesinlikle desteklemez. Daha önce bu konular ile ilgili tecrübeniz, uzmanlık alanınız ya da bu konulara yabancı iseniz sisteminiz ve beklentiniz doğrultusunda premium bir AV yazılımı kullanmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Kişisel bilgileriniz, kredi kartı bilgileriniz, sosyal medya hesaplarınız ve bilumum o cihaz ile kullanmış olduğunuz bütün hesaplarınız tek bir kod parçacığı ile basit bir text metin ile hiç istemediğiniz kişilerin eline geçebilir.

Bunun örneğini r10.net forumumuz üzerinde bile çokca gördük, görüyoruz. 2FA doğrulamalı hesapların bile, hesap bilgileri ve çerezleri ile temin edilip, sistemi manipüle edip, forum içerisinde dolandırılan bir çok üyemiz söz konusu.

Doğrusu bu tespitinize kesinlikle katılmamakla beraber, imkanı olan herkesin bu tarz güvenilir yazılımları kullanmaya teşvik edilmesi gerektiği kanaatindeyim.


Eski tecrübelerimden yola çıkarak;

* Avira AV: Suspicius(şüpheli) kod ve backdoor alanında
* Kayspersky AV: Malware veSpyWare alanında
*Comodo Firewall & AV: Masaüstü yazılımlarının sezgisel davranışı konusunda

Tatmin edici şekilde isteklerinizi karşılayabilir.

Avira Prime 'ın VPN, Avira SystemSpeedUp ve Mobil Security uygulamaları da mevcut ve 3 ay boyunca sadece bir mail adresiyle birlikte ücretsiz " Prime " sürümünü kullanabilirsiniz.
Eğer 2000 yılında yaşıyor olsaydım, size Norton ya da Kaspersky kullanın derdim. Bu tarihten sonra bende antivirüs devri kapandı. Bunu anlamak için virüs dediğiniz şeyi anlamanız gerek. Çünkü bunun birçok formu var, ve kullanıcı neyle mücadele ettiğini bilmez.

Son kullanıcının virüs ile mücadelesi yoğun olarak internet kafe dönemlerinde 1997-2000 yılları arasında yaşandı. Antivirüs yazılımları çaresizdi. 1999 yılında DeepFreeze geldiğinde herkesin yüzü güldü. Ancak, bu uzun sürmedi. Daha sonra sadece bir virüsün tüm ağdaki bilgisayarlar tekrar format atıldıktan sonra bile ağda kaldığını fark ettiler. Kabloda, modemde virüs mü olur? Oluyormuş. Çünkü virüs her türlü veri taşıyan şeye takılı kalıp, istediği zaman kendini tekrar aktif edebiliyordu. İnsanlar farklı bir çağa girdi. Bahsettiğim çağ 2000 yılı. Oysaki bu virüs, 1974'te ABD Hava Kuvvetlerine karşı kullanıldı. Bu olaylar olduğu sırada yapay zeka konuşulmuyordu. E-ticaret sitesi yoktu. Bu virüs, 51 yıl önce çıktı. Sizce 51 yılda ne kadar geliştik? Cevap veriyorum: "Antivirüslere yakalanmayacak kadar".

Bir kullanıcı eğer bilinçli bir internet kullanıcı olmaz ve cihazındaki yabancı şeyleri algılamazsa, antivirüs yazılımı, sadece algılayabilmeye programlandığı şeyleri algılar. Hiçbir profesyonel şeyi yakalayamaz. Bir kütüphaneye ya da kurallar bütününe göre aramalar yapabilir. Birinin sizin hesaplarınızı çalması, bazı durumlarda amatör, ancak çoğu durumda profesyoneldir. Çünkü bir yerlerden scriptle bir şeyler çalan nesil tarihe gömüldü. 2025 yılındayız. Yazılım crackleyen, sürekli dosya alan, olur olmadık linklere tıklayan, güvenilmeyen ağlara giren insanlar elbette kullansınlar. Kullanacaklarsa, Norton, BitDefender ya da Kaspersky gibi kullanıcının yüzünü güldürecek şeyler kullansınlar. BitDefender, burada en çok verim alabileceğiniz uygulama. Çünkü sadece BitDefender Gold Standard'dır. Yanına Malwarebytes kurmaya ihtiyaç duymazsınız. Firewall zaten içerisinde var ve sahİp olduğu Firewall'ın daha gelişmişi sadece UTM cihazının kendisidir. Özel bir browser verir ve banka işlemlerini o browser üzerinden yapmanızı sağlar. Cihazınızı kapatır ve banka işlemleri yapılırken diğer işlemlerin tamamını durdurur. Kısaca, kendisini aşan aktif virüs varsa, o virüsün internet ve browser ile iletişimi de kesilir.

Antivirüs sektörü, sağlık sektörü gibidir. Daha ciddi hastalıklar daha büyük paralar getirdiği için, insan sağlığını ikinci plana atarlar. Kellik ve cinsellik çok para getirdiği için, kimse gidip SMA hastalığına odaklanmaz. Semptomları iyileştirmek için hasta başı milyon dolar isterler. Oysaki kimin SMA hastası olacağı, anne ile baba çocuk yapmadan önce bellidir. Çünkü bu basit bir gen eksikliği/bozukluğu hastalığıdır. Ancak, kimse bu testi çocuk yapmadan önce zorunlu kılmaz, bir test olduğu bile söylenmez. İnsan sağlığını bile para ile ölçen insanların, bilgisayar sağlığınız için adil olacaklarına inanmayın. Sağlık sektöründeki Aşı, Antivirüstür. "Her şeye karşı aşı" tabirine inanıyorsanız, antivirüslere de inanırsınız. İşte bu konu aslında bu kadar net.

Ben internet kafe dönemlerinden sonra hiç antivirüs kullanmadım. Antivirüs kurduğum insanlar oldu. Ancak, kişisel bilgisayarıma asla dokundurmadım. Çünkü grip aşısı da olmuyorum. Kendime nasıl bakmam gerekiyor ise, bilgisayarıma öyle bakıyorum.

Şirket ağlarına endpoint antivirüsler kurup, UTM donanımları ile yönettiğim çok oldu. 15 yıl önce bir şirkette binlerce dolar harcadık bir takım virüslerle mücadele etmek için. Yönetim Kurulu Başkanının Talimatı, virüsü getireni eğer kasten yapıyor ise işten çıkartmaktı. Hiçbir endpoint antivirüs yazılımı virüsü dahi görmüyordu. Üstelik enterprise ürünler. Tübitak'ın geliştirdiği Labris UTM ile internet trafiğini yakaladım. Çin ile sürekli yazışmalar yapan ve dosya alan dış ticaret personellerinin bilgisayarları yerine, her şey Yönetim Kurulu Başkanı'nın kendi bilgisayarından yapılıyordu. Onlarca çocuk p*rnosu sitesine girildiği fark ettim. Odaya IP kamerası üzerinden bağlandım. Ramazan günü, oruçlu olduğu halde, bu videoları izleyen ve şirkete virüs sokan kişinin, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu öğrendim. Bu çocuklarla gerçek hayatta buluştuğunu öğrendim. O günden sonra hiçbir şirkette çalışmadım. Türkiye'den tamamen ayrıldım.

Mevzu bahis antivirüs ise, ve kullanıcı bunun gibi bir kullanıcı değilse, kaygısı alınan dosyalar, e-postalar, girilen ağlar, USB bellekler ise, elbette kişi antivirüs yazılımı kurabilir. Ancak, tüm yazışmaları zaten kurumlar arasıysa, yabancı USB ile işi yoksa, ne yaptığını biliyorsa, antivirüsün hiçbir esprisi yok.