Boykot, sesimizi duyurmanın, yanlış giden düzene itiraz etmenin en barışçıl yollarından biridir. Bazıları, “Bu boykot küçük esnafa zarar verir” diyerek tereddüt ediyor. Oysa tam tersi, bu boykot, küçük esnafın da hakkını savunmaktır! Bugün küçük ve orta ölçekli işletmeler ayakta kalmak için mücadele ederken, büyük sermaye sahipleri ve dev zincirler, piyasayı tekeline alarak onları yok etmeye çalışıyor. Büyük şirketler, devlet destekleri ve teşviklerle büyütülürken, yerel esnafa ağır vergiler ve maliyetler yükleniyor. Süpermarket zincirleri, mahalle bakkalını, manavı, kasabı bitirirken; büyük e-ticaret platformları, küçük işletmelerin rekabet şansını sıfırlıyor.
Ayrıca, boykot yalnızca esnafa değil, işçilere, emekçilere de sahip çıkmaktır. Büyük firmaların, çalışanlarını nasıl düşük ücretlere mahkûm ettiği, emek sömürüsünü nasıl derinleştirdiği ortada. Asgari ücretin açlık sınırının altına düştüğü bir düzende, işçilerin haklarını savunmak için de ses çıkarmak zorundayız. Çünkü ekonomik eşitsizlik derinleştikçe, sadece küçük esnaf değil, hepimiz kaybediyoruz. Elbette hepimiz günlük hayatın içinde, geçim derdinde, sevdiklerimizi düşünerek hareket ediyoruz. Küçük esnafa zarar gelmesini istemiyoruz, siyasetin bir oyuncağı olmaktan yorulduk. Ancak şu gerçeği de göz ardı edemeyiz: Bugün bizi ekonomik darboğaza sokan, adaletsizliği derinleştiren ve toplumun büyük bir kısmını açlık sınırının altına mahkûm eden düzen, ancak dayanışmayla değiştirilebilir.
Boykot, bir yönlendirme değil; halkın kendi iradesiyle yaptığı bir tercihtir. “Bir gün alışveriş yapmamak neyi değiştirir?” diyenler var. Eğer etkisiz olduğu düşünülseydi, halkın boykot çağrısı bu denli tartışma yaratmazdı. Boykot, yalnızca ekonomik bir mesaj değil, toplumsal bir dayanışma ruhudur. Erk sahipleri dayanışmadan, birlikten korkar. Bunu bölmeye çalışır. Bu bir taraf meselesi değil, bir hak meselesidir. Adil bir yaşam talep etmek, hakkını savunmak siyasetin değil, insan olmanın gereğidir. Asıl sorgulanması gereken, halkın kendi iradesiyle yaptığı bir protestoya karşı, bu kadar büyük bir korku ve direnç gösterenlerdir.