Ellerinde milyonlara ulaşan bir platform varken adaletsizlikler, insan hakları ihlalleri ve toplumsal krizler karşısında "tarafsızım" diyerek geri çekilmeleri aslında bir taraf seçmek demek.
Özellikle Türkiye gibi politik olayların doğrudan halkın günlük hayatını etkilediği bir ülkede, ünlülerin "Ben karışmıyorum" tavrı, halkın yalnız bırakıldığını hissetmesine neden olur. Amerika'da, Avrupa’da sanatçılar, oyuncular, sporcular en küçük toplumsal meselelerde bile seslerini yükseltirken, Türkiye'deki ünlülerin büyük bir kısmı "Markalarla aramı bozmayayım, kariyerim zarar görmesin" kaygısıyla susmayı tercih ediyor.
Oysa sanatçının, oyuncunun, sporcunun sadece eğlendiren değil, aynı zamanda toplumu yönlendiren, bilinçlendiren bir misyonu da olmalı. Sanatı sadece para kazanmak için yapanlar değil, bir değer yaratmak için üretenler hatırlanır. Susarak “tarafsız” kalmaya çalışanlar, aslında sistemin sürmesine sessizce onay vermiş oluyorlar.
Bugün haksızlıklara göz yuman, zulme, baskıya, sansüre karşı ses çıkarmayan ünlüler, yarın sıra kendilerine geldiğinde kimseyi yanlarında bulamayacaklarını unutmamalılar. Çünkü halk, kimin gerçekten yanında olduğunu, kimin yalnızca “güvenli bölgesinde” yaşayıp günü kurtardığını gayet iyi görüyor.