Rica ederim,
bilgi , tecrübeler tartıştıkça/paylaştıkça daha da değerlenir. Konu dikkatimi çekti ve direkt olarak tecrübe , deneyimlerimi paylaşmak istedim.
Aslında çok iyi türk girişimlerimiz mevcut lakin Türkiye pazarı çok dar olması ve karlılık mevcut değil. Buna ek olarak datacenter kullanılan malzeme, sistemlerin hepsi yurt dışı şirketlerine ait bu şirketlerin çoğu Türkiye'de faaliyet bile göstermiyor siz sadece ihaleler ile şirketlere alım yetkisi vererek alıp, getiriyor ve özel ekip kiralayarak kurmalarını sağlıyorsunuz ve eğitimler için personellerinizi yurt dışına gönderiyorsunuz. ( Ufak bir haber:
https://www.paradergi.com.tr/is-duny...slinda-ne-oldu Alıntı yapacağım kısım : "Akbank da mainframe üreticisi IBM olduğu için IBM Türkiye'den destek istedi. O dönemde sorunu çözmek adına IBM Almanya'dan sorumlu bir ekip Türkiye'ye getirildi. Ve ancak bir gün sonra disklere erişim sağlanabildi." )
Benim için en çok önemli sebebi ise: Türkiye'de kişi başına girişime yapılan yatırım 8-9 dolar, ABD'de kişi başına girişime yapılan yatırım 600-800 dolar civarında.
Bu sebepten Amerika merkezli şirketler kurularak tamamen Amerika'ya ait olan lakin Türk girişimciler tarafından kurulan şirketlerimiz çok fazlaca mevcut.
https://www.youtube.com/watch?v=TRwT6n-zJZE müsait olunca izlemenizi tavsiye ederim. Bazı sorularınızın cevapları bu podcast değinmişlerdi.
Marketplace olayı aslında tamamen bir pazarlama yöntemi. Her şey hazır şekilde alıp kurulumu yaparak kullanabiliyorsunuz. Ben sunucu yönetimi bilmiyorum diyelim bir kaç tıklama ile hazır markette sergilenen sunucu imajını kurarak kullanıma hazır hale getirebiliyorum.
Docker olayına gelecek olursak yurt dışında rekabet çok fazla olduğu için sunucuları saniyelik ücretlendirme olarak satıyorlar. Ben direkt kendi projemi docker bir konteyner içine a-z %100 verimli çalışacak şekilde sanal ortam inşa ediyoruz sonrasında örneğin ihtiyacım olduğunda direkt sunucuyu açıp + docker ki konteyner çalıştırıp işlemlerimi bitirip direkt sunucuyu tekrar kapatıyorum.
Docker avantajları;
-Hızlı Dağıtım ve Ölçeklendirme
-Kaynak Verimliliği
-Taşınabilirlik ve Tutarlılık
-Hızlı Geri Dönüş ve Temizlik
Gerçek dünya örnekler vereyim;
1. Bir oyun firması, bir etkinlik yapacak ve oyuncuların çok fazla online olduğu durumda saatlik sunucu kiralayarak çoklu oda destekleri docker ile açmaları 1 dakikayı bulmaz.
Örneğin :
Sunucu 1 : docker run -d -p 25565:25565 --name oda1 -e EULA=TRUE oyunSunucuDockerAdi
Sunucu 2 : docker run -d -p 25565:25565 --name oda2 -e EULA=TRUE oyunSunucuDockerAdi
Sunucu 3 : docker run -d -p 25565:25565 --name oda3 -e EULA=TRUE oyunSunucuDockerAdi
==> Lakin biz 3 sunucu kiralamış olsaydık maliyet/karlılık olarak çokta mantıklı olmayacaktı.
2. Elimde bir verim var bu veriyi işleyip rapor almam gerekiyor bunun için hazır bir docker konteynerım var. Direkt bu konteyner çalıştırıyorum sonuçlarını Google Drive, aws s3 gibi alanlara yüklüyorum ve ne zaman ihtiyacım olursa erişiyoruz.
==> Lakin biz bir makinayı aylık kiralamış olsaydık çoğunlukla boşta durmuş olacak idi.
Yeni kurulacak herhangi bir sektördeki şirkete önerlerim şunlar olur du;
- Pazarlama
- Pazarlama
- Pazarlama
- Alt yapınız / üst yapınız ne kadar iyi olursa olsun pazarlayamadıktan / satamadıktan sonra hiç bir anlamı yok. Sattıkça / pazarladıkça Kapital ( Para / Varlık ) oluşturacaksınız.
"bina dikip içine sunucular doldurup sunucuları yabancı şirketlere veya küçük hosting firmalarına kiralayan mantıkla devam ediyor gibiler" aslında sorunuzun cevabı sorunun içerisinde. Şirket / Firmaların en temel kuruluş amacı x tutarında bir yatırım yapıp x ay/yılda parasını amorti etmek ve sonrasında kazanç/gelir sağlayarak kazanç/gelirlerini büyütmek üzerine odaklanır.
Girişimler ise genellikle daha yenilikçi, hızlı ve esnek çözümler arayıp üretmeye odaklıdırlar. Bir girişim başarılı bir yenilik, çözüm sunuyorsa bunu kapitali ( para / varlığı ) büyük olan firmalar sunar, satar veya firmanın bünyesine dahil olurlar yada iş ortaklığı kurarlar çünkü başarılı girişim bir şirketin/firmanın "Yatırımın Geri Dönüşü Hızlanır" .