Merhaba.
Bir suçun mağduru olunduğunda nereye başvurulabilir, nasıl bir yol izlenebilir bu hususlarda kişilerin doğru bildikleri yanlışlar veya hiç bilinmeyen aşamalar olabilir diye düşünerek böyle bir konu açayım dedim.
Mağduriyet yaşandığında izlenebilecek bir yasal süreç var ve bu süreç, kolluk kuvvetlerinden başlayarak savcılığa ve gerektiğinde mahkemelere kadar gitmekte.

Kolluk Kuvvetlerine Doğrudan Başvuru (Polis veya Jandarma)

Suçun mağduru olan kişi, ilk olarak olayın hemen ardından en yakın kolluk kuvvetine başvurmalıdır. Ülkemizde bu başvuru, yargı çevresinin bağlı olduğu birime göre şehir merkezlerinde genelde polis tarafına yapılır, kırsal alanlarda jandarma bölgesinde de jandarma karakollarına yapılır. Kolluk kuvvetleri, mağdurun ifadesini alır ve olayla ilgili Cumhuriyet savcısından talimat aldıktan sonra tahkikatı başlatır. Eğer suç, hemen tespit edilebilecek bir olaysa (örneğin, hırsızlık, yaralama gibi) kolluk görevlileri olay yerinde inceleme yaparak deliller toplamaya çalışır. Başvuru esnasında mağdurun, suçla ilgili tüm detayları açıklaması önemlidir. Olay yeri, suçun işlendiği saat, suçlu hakkında bilinen herhangi bir bilgi ve varsa tanıklar, kolluk kuvvetlerinin suçu çözülmesi için faydalı olacaktır. Ayrıca internet ortamında işlenen suçlar için kolluk kuvvetine ekran görüntüsü çıktıları sunulması süreci hızlandıracaktır. Kolluk kuvvetlerine başvuru yapılırken dilekçe yazılmasına gerek yoktur, doğrudan müracaat edilebilir.

Savcılığa Başvuru ve Suç Duyurusu
Kurulu olan yerlerde müracaat savcılığına, olmayan yerlerde nöbetçi savcılığa da suç duyurusunda bulunulabilir. Savcılığa başvurulacak olduğunda dilekçe yazılması gerekmektedir. Kolluk kuvvetine başvurulduğu gibi doğrudan dilekçe olmadan başvuru genelde kabul edilmez. Belki kabul eden adliyeler vardır ancak çoğunluğu dilekçe ister. Savcılığa başvurulduğunda soruşturma hemen numara alır ve başlar ancak sizin dilekçeniz ve sunduğunuz evraklar bu soruşturma dosyası herhangi bir savcıya atandıktan sonra karakola iletilecek ve savcı talimatı doğrultusunda tahkikat ondan sonra başlayacaktır. Dolayısıyla arada şöyle bir fark oluşur; kolluk kuvvetlerine müracaat ederseniz doğrudan savcıyı arayarak telefonda talimat alıp işlemlere hemen başlayacaklar, savcılığa müracaat ederseniz dosyanız bir savcıya atandıktan ve incelendikten sonra kolluk görevlilerine evraklarınız yazıyla iletilecek ve o aşamadan sonra işlemlere başlayacaklar. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dosyanın herhangi bir savcıya atanması beklenmeksizin savcılığa müracaat edildiğinde de hemen işlemler başlayabilir ancak bu sıradan suçlarda değil daha nitelikli suçlarda yapılmaktadır.

CİMER Üzerinden Başvuru ve Şikayet
CİMER, vatandaşların şikayetlerini doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na iletmek için kurulan bir platformdur. Bu platform, devletin her seviyesindeki işlemlere yönelik şikayetlerin iletilmesi için kullanılabilir. CİMER’e, suç duyurusu ve şikayetlerin yanı sıra bürokratik aksaklıklar, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar gibi konularda da başvurulabilir. Mağdur, burada da dilekçe veya şikayet yazısı ile durumu aktarabilir. Ancak unutulmamalıdır ki CİMER’e yapılacak olan başvurunun olaya konu yargı çevresinde bulunan savcılığa iletilmesi biraz zaman alabilir. Çünkü önce CİMER’den ilgili bakanlığa, sonra bakanlıktan ilgili adliyeye, en son ilgili adliyede CİMER’e bakan birim tarafından kayıt bürosuna iletilir ve sonrasında kayıt bürosu tarafından Cumhuriyet savcısına sunulur, onun talimatı doğrultusunda kayda girer, işlemler bu aşamadan sonra savcılığa müracaat kısmında olduğu gibi ilerler.

Savcılık Soruşturması ve Hukuki İşlemler
Savcılık, yukarıda belirtilen herhangi bir usul ile başvuruda bulunulmasının ardından soruşturma işlemlerine başlar. Savcı, olayla ilgili daha fazla araştırma yaparak şüpheliler hakkında delil toplar, gerekirse tanıkları dinler ve bazı durumlarda mağduru tekrar dinleyebilir. Elde edilen delillere göre, savcı şüphelilerin cezalandırılması için dava (iddianame) açabilir. Ancak atılı suçun unsurlarının oluşmaması, mağdurun soyut beyanı dışında herhangi bir somut delil olmaması, sonradan şikayetten vazgeçilmesi, olayın hukuki bir olay olması ceza davası açılamayacağı gibi gerekçeler ile Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Dair Karar (takipsizlik) verilebilir. Her başvuru / müracaat sonucunda dava açılacaktır (iddianame düzenlenecektir) diye bir şey söz konusu değildir.

Hukuki Süreç ve Tazminat Davası
Savcılığın yürüttüğü soruşturma neticesinde dava açılabilir ve bu dava ceza mahkemesinde görülür. Ancak, ceza mahkemesi yalnızca suçun failini cezalandırmakla ilgilenirken, maddi ve manevi zararların tazmini hukuk mahkemelerinde yapılır. Özellikle yaralanmasız trafik kazaları gibi maddi hasarların meydana geldiği durumlarda, soruşturma ve kovuşturma aşamasında uzlaştırma yöntemiyle mağdurun zararı tazmin edilmediyse, ceza davası haricinde mağdur ayrıca bir tazminat davası açarak zararının karşılanmasını hukuk mahkemelerinden talep edebilir. Ceza mahkemesi sadece suçluya ceza verir, bu ceza devlete karşı ödenir. Hapis, para vb. olabilir ancak ceza mahkemelerinde asla mağdurun maddi zararlarının tazmini hakkında karar verilmez.

Mala Zarar Verme Suçu ve Trafik Kazaları
Bu konu az ve yanlış bilinen konular arasında olduğu için şikayet ve başvuru süreciyle birlikte en son kısaca bu konuya da yer vermek istedim. Mala zarar verme suçu, ‘kasten işlenebilen suçlar’ kapsamında kalmaktadır. Örneğin birinin aracına sopayla, demirle vurmak, bilerek çizmek, evinin iş yerinin camına taş atmak, bilerek ve isteyerek bahçesine, mahsulüne vs. zarar vermek mala zarar verme suçu kapsamında kalırken trafik kazalarında ya da istemeden meydana gelebilecek diğer kazalar neticesinde birinin herhangi bir malına zarar verildiğinde yani taksirli (istenmeden yapılan) bir eylem gerçekleşmesi neticesinde mala zarar verme suçunun yasal unsurları oluşmaz ve bu suçtan ceza verilmez. Örneğin aracınızı park halinde bir yerde bıraktınız, geri geldiğinizde aracınıza çarpılarak zarar verildiğini gördünüz ve bu hususta şikayetçi oldunuz. Yapılan araştırma neticesinde bir kişinin kazaen aracınıza çarptığı ve oradan ayrıldığı tespit edildi ve şikayetçi oldunuz. Bu aşamada kişi hakkında her ne kadar “Mala Zarar Verme” suçundan tahkikat düzenlenip soruşturma işlemlerine başlanılacak ise de dava açılmaz (iddianame düzenlenmez) ve ‘Hukuki İhtilaf’ gerekçesiyle takipsizlik kararı verilir. Yani siz böyle bir durumda soruşturma dosyasında yer alan evrakların birer örneğini alarak maddi zararınızın tazmini için hukuk mahkemelerine başvurmalısınız. Sıkça görüyoruz, sosyal medyada veya çevremizde “aracıma çarptı kaçtı takipsizlik verilmiş hiçbir ceza almadı” şeklinde söylemler yapılıyor. İşte bunun nedeni yukarıda da açıkladığım gibi mala zarar verme suçunun istenmeden işlenebilecek bir suç değil kasten bilerek ve isteyerek işlenebilecek bir suç kapsamında bulunması, istenmeden yapılan mala zarar verme durumlarına karşı savcılığa şikayet edildiğinde sonuç alınamayacağı ve hukuk mahkemelerine başvurularak zararın tazmin edilebileceğinden kaynaklı. Trafik kazası meydana geldi, yaralandınız, aracınızda hasar var, şikayetçi oldunuz ve dava açıldı diyelim. Burada açılacak olan dava TCK’nın 89/1 kapsamında kalan taksirle yaralama suçunu kapsar. Şahıs ceza alsa dahi devlete karşı ödeyeceği hapis veya para cezası alır. Sizin yaralanmanıza veya aracınızda meydana gelen hasara ilişkin size karşı herhangi bir maddi manevi tazminat ödemesine ceza mahkemeleri hükmetmez. Ayrıca hukuk mahkemelerine dava açmanız gerekir.

Netice itibariyle umarım kimsenin başına bir hal gelmez ama bir suçun mağduru olduğunuzda, kolluk kuvvetlerine başvurarak, savcılığa şikayette bulunarak ya da CİMER aracılığıyla yasal haklarınızı arayabilirsiniz. Mala zarar verme örneğinde ki gibi adli süreçlerde ince hususlar olabileceği, bazı durumlarda farklılık gösterebileceği için de bu tarz durumlar başınıza gelmesi halinde ne yönde hareket edebileceğiniz ve hukuki sürecin ne şekilde seyredeceğine dair avukatlardan profesyonel destek almanızı öneririm.

İyi forumlar.

* Bu yazı yalnızca bilgi birikimini aktarmak maksadıyla yazılmış olup tüm hukuki süreçlerde avukatlardan bilgi alınması veya en kötü ihtimalle adliyeye ya da kolluk birimlerine gidilerek burada ki personellerden yönlendirme istenmesi daha doğru olacaktır.