Abla bu Mustafa gibi tiplerde şöyle bir zihniyet var. "Herkese yazarım, herkesten 100-200-500-1000 tokatlarım miktar düşük olduğu için kimse peşime düşmez" kafası. Bu çok yanlış ve cahilce. Senin de dediğin gibi dosyalar üst üste eklenir, miktara değil suçun unsurlarına bakılır. Kasıt varsa iş biter.
Bir kişiyi 1000 TL dolandırmasındansa 10 kişiyi 100 TL dolandırması daha kötü çünkü zincirleme suç olayı oluyor.
Tabii bunun olabilmesi için o 10 kişinin, oturma organını bilgisayarın başından kaldırıp savcılığa gitmesi lazım. Herkes giderse savcılar da suç kaydını (GBT) gördüklerinde nooluyo kardeşim diyip işi daha ciddiye alırlar. Adamın hakkında tek şikayet varsa çünkü, bazen hukuki ihtilaf deyip suç unsuru değildir şeklinde hareket ediyor. Genelde bilişimden anlamayan savcılar bunu yapar. Takipsizlik kararı çıkar.
Yani dolandırılan herkesin miktarın büyüğüne küçüğüne bakmadan gidip savcılığa şikayet etmesi gerekir. Seyyit Çağlı da çok rahattı. Şimdi kafasını cezaevinde duvardan duvara vuruyordur.
Bu Mustafa Düşünceli de konuya yazanlara selam göndermiş falan, koçum aynı yolun yolcususun, sonun farklı olmayacak. Bir gün farkına vardığında iş işten geçmiş olacak.
Suçu meslek haline getirmiş adam.
Sonu maalesef cezaevi. Ama farkında değil. Tahminen birkaç takipsizlik ya da kovuşturmaya gerek yoktur aldı ise "amannnn gidiyoruz geliyoruz" diyordur. 2 tane dosyası yargıtayda onanınca içerden çıkamaz ama farkında değil maalesef.
Hırsızlık ve dolandırıcılıkta miktar önemli değildir. Hatta d0landırıcılıkta zarraı tazmin etmek davayı ortadan kaldırmaz sadece alt sınırdan yargılamaya ve ceza almaya neden olur.
Bu anlatılanları anlamak maalesef cezaevinde nasiboluyor. Üzülüyorum aslında bu arkadaşlara. Çünkü gerizekalı adam d0landırıcılık yapamaz. Keşke bu aklı başka iş de kullansa.