Bugün İstanbul'un sıkıntılı bir semtinde bir kafeye oturdum. Abartısız söylüyorum yan masam karşı masam ve arka masalarda telefon ekranlarına heyecanla odaklanmış gençler gördüm. Bazıları öfkeyle sövüyor, bazıları sevinç çığlıkları atıyordu. Biri elinde parayla masama yaklaştı, ATM ile uğraşmıyım nakit olarak sana şu parayı vereyim benim hesaba eft yapar mısın abi dedi. Memleket boğazına kadar sanal kumara batmış vaziyette.
Bu kumar öyle bir illet ki, kaybeden kaybettiklerini geri kazanma hırsıyla her şeyini yatırıyor. Bir kez kazananda o gelen paranın tadını bir kez alınca milyonlar kazanacağını düşünüyor. Halbuki o sanal kumar sitelerinin hemen hemen hepsinde devre kesiciler var. Az yatırana bir süre makul kazançlar tesis ediyorlar, bu kurbanların sisteme yüksek hacimli likit sokması için bir teşvik. Büyük yatırana da sık aralıklarla dengeli bir kazanç sunuyorlar ve çok hızlı sorunsuz ödeme yapıyorlar. Bu kurbanın sisteme daha büyük likit akışı sokması için bir güven ortamı yaratıyor.
18-19 yaşında çocukların 300-400 bin lira kredi borcu var bu sanal kumar belası yüzünden. Kamuda çalışan arkadaşlarım var bu batağa saplanıp kredi çeken ve maaşları hacizli. Bu öyle bir bela ki insanın öz annesinin kolundaki bileziklerine el uzattıracak kadar gözünü karartıp, tüm oto kontrol mekanizmasını etik değerlerini yok saydıracak kadar bela bir şey. Yok ya o yapmaz dediklerimden oluşan, o kadar can acıtıcı örnek var ki. ALLAH düşmanımın başına vermesin bu sanal bahis belasını.