maaş alırken vergi kesilerek elimizde bir para geçiyor.
kalan parayı markette ya da faturada harcıyoruz ya da dışarıda. bunun içinden de vergi kesiliyor.
kalan parayı yemeyip altındır vadelidir borsatır bir yerde değerlendirelim diyoruz onun gelirinden de vergi alınıyor.
ev alıyorsun kredi maliyeti ve akıl almaz vergi oranları.
araba alıyorsun malum 1 sana 2 resmilere.
elektrik su doğalgaz internet zaten vergi.
vergileri çıkınca fiyatta rekabet yok. ticaretteki rekabet olayı gittikçe bitiyor her sektörde tekellik hakim.
iş kursan vergi, maaşlı çalışsan vergi, çalışmasan da vergi.
her yanımız vergi. her şeyin vergisi var. parayı aldık diye ayrı vergi, harcadık diye ayrı vergi var. arada kalanla yatırım yapsak %15 stopaj var.
nasıl olacak bu işler bir fikri olan var mı? ne kadar gider böyle?
avrupada da vergi var diye savunma yapılıyor. vergi olsun zaten ama karşılığı da olsun.
kolluk kuvvetleri askerler polisler vb., hastaneler dışında çoğu şeyin çalışmadığını düşünüyorum. ofiste günde 4 tane fotokopi çeken memurun hayatı boyunca milletçe neden maaşını ödediğimiz bir sistemde yaşıyoruz? bunlar bana çok garip geliyor. sanırım bir bana garip geliyor.
çoğu işi dijitalde otomasyonla halledebiliyoruz. o kadar memura o kadar ranta siyasi partiye ya da benzeri şeylere milyar dolar seviyelerinde her yıl neden para akıtıyoruz? bu çok pahalı ve lüks bir yaşam biçimi değil mi? bu kadar pahalı bir rejim ya da yönetim ya da adı her neyse partilerden ve siyasetten bağımsız (ya da tam olarak bağımlı) adı neyse, bunun yanlış olduğunu kimse görmüyor mu?
her şey toz pembe, çok güzel ülkeyiz, mükemmeliz, avrupa da zaten batıyor gibi şeyler söyleyen insanların keyfi zaten yerinde. hatta azıcık aşım ağrısız başım diyerek sadece asgari ücret alıp onun brütünden kesilenle yaşayanlar ve hiç kendine ait hayatı ve harcaması olmayanlar ne dediğimi anlamayacaktır eminim. ama geriye kalanlar ne düşünüyor çok merak ediyorum.
yani bir yere son sürat gidiliyor. her zaman da fark ediyoruz nereye gittiğimizi. ama daha beter bir hal alıyor ve bu kötüye gidişi yavaşlatamıyoruz bile.
ben yine karnımı doyurabiliyorum ve kendimce bir iş dönderiyorum. peki ya böyle imkanı olmayanlar ne yapıyor? hayatı boyunca ne kazanırsa üçte birine yakınını vergi olarak ödeyecek olan bu insanların hak ettiği bu mu? ödediği paranın karşılığı bu mu?
böyle sorgulayınca insanlar "ne kadar vergi ödüyorsun ki" diye soruyor. bu sorunun cevabı tüm vatandaşların ödediği paranın toplamına eşit. ne kadar vergi ödüyorum? ne kadar vergi ödüyoruz? bu ikisinin cevabı aynı. karşılığında ne alıyoruz?
10 lira ödedim. karşılığında 1 soğan aldım. buna "iyi" diyecek olanlar da var. "kötü" diyecek olanlar da var. "eh işte" diyecek olanlar da var.
ben kendi ekonomisi üzerine çok düşünen biriyim. finansal okur-yazarlığım da kendimce iyi, ortalamanın altına kalmam. ben aldığım şeylerin çok pahalı olduğunu düşünüyorum. hizmet ve ürün olarak.