Dünyaya gelişin bir sır, gidişin de öyle olacak. Sana verilen nefesi hoyratça harcama. Her nefes, Hak’tan sana bir emanet, her an bir imtihan. Öyle yaşa ki, gönlün dost gönüllere dokunsun, sözlerin susuz gönüllere ab-ı hayat olsun.
Dünyaya gelirken bir şey getirmedin, giderken de bir şey götürmeyeceksin. Öyleyse malınla övünme, makamınla kibirlenme. Zira, bugün sana secde edenler, yarın seni unutur. İnsan ol! İnsanlıktan nasibini al! Kırma, dökme, incitme. Her kırık kalp, bir ah taşır gökyüzüne, bil ki o ah seni bulur.
Sabır deniz gibidir, dalgaları seni yorar, ama sonunda seni sahile ulaştırır. Öfke ise ateş gibidir, seni de yakar, etrafını da kül eder. Ne zamandır senden razıyım diyorsan, bil ki gururun başlamıştır. Ve gurur, insanı önce kibirle süsler, sonra yere düşürür.
Dost ol dosta, sırt çevirme kimseye. Bil ki her yüz bir ayna, her insan bir hikâyedir. Okumasını bilene ders, anlamasını bilene nasihattir.
Ve unutma!
Ağaç dalıyla gürler, insan dostuyla güçlü olur. Sen dost ol ki, dost bulasın. Sev ki, sevilesin. Veren ol ki, almayı hak edebilesin. Dünya bir handır, biz de yolcu. Yol uzun, vakit kısa. Öyle yaşa ki, gittiğinde ardından dua edenin çok olsun.