Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
1-İşimize gelen değil, Rabbimizin bildirdiği. Kuranı Kerim Rabbimizin hükümleridir, benim değil haşa.
2- Ben eski bir ehli sünnet olarak tebei tabiin ve tabiin selefi salihini tanıyorum. Bu insanların varlığına, faziletlerine vs bir şey demiyorum ki. Ama bu insanlar ne kadar değerli olsalar da sözleri Allah'ın sözünden daha kıymetli olamaz. Peygamberin sözü dahi Rabbimizin sözünün üstüne geçemez. Ki zaten peygamberimiz Kuran'a aykırı konuşmaz. Eğer alimlerin, sahabelerin ve hatta peygamberin bile sözünü Allah'ın sözünden üstün tutmaya kalkarsanız Tevbe suresi 31. ayete muhatap olursunuz. Bakın Rabbimiz mealen ne buyurmuş:



Eğer Kuran'a uymadığı halde siz sahabenin, alimlerin, tabiinin ve hatta peygamberin sözünü kabul ederseniz alimlerinizi, peygamberinizi Rab edinmiş olursunuz.
Şunu demek istiyorum:

Siyonistler Kuran'ı değiştiremeyeceklerini bildikleri için tarikatları ve uydurma hadisleri bu ümmetin başına bela ettiler. Bugün 300 civarı tarikatın Yahudiler tarafından fonlandığı söyleniyor. Adamlar ellerinden gelse Kuran'ı değiştirmek isteyecekken sizce hadislere hiç dokunmadılar mı? O kadar çok uydurma hadis var ki... Bunu nasıl ayırt edeceksiniz? Beşeri bir yöntemle bunun ayırt edilmesinin imkanı yok. Çünkü hiçbir beşeri kaynak hatadan münezzeh değil. Ama Kuran'da hata yoktur ve Kuran'ı Allah korumuştur. İşte bu yüzden karşımıza bir hadis ya da bir ictihat geldiğinde Kuran'a bakarak sahih olup olmadığına karar veririz.
Siz kendi içinizde yapayım derken olayı farklı bir ufka taşımışsınız. Biraz daha konuşsak peygamber ne ki Allah'ın kuranı var demeye gelecek ben sustum.