Maalesef hakimler avukat ile temsil edilmeyen tarafları pek dinlemek istemiyorlar.
Ceza mahkemelerini bilmiyorum ama Hukuk Mahkemelerinde usul dilekçe ile yürüyor, Amerikan Mahkemeleri'ndeki gibi değil.
Süreler geçtikten sonra dilekçe vermek yada davaya yön verecek önemli bir beyanda bulunmak savunmanın genişletilmesi olarak algılanıyor ve davacı tarafa muvafakatı olup olmadığı soruluyor.
Bu dediklerim Hukuk Mahkemeleri (Asliye Hukuk, İcra Hukuk, Aile vs.) için geçerli.
Bunlar efendi sen marabasın. Türkiye de işler en yukarıdan en aşağıya sağcısından solcusuna feodal düzeyde ilerler. Bunlar özellikle devletin her kademesine konuşlanmış en dandik memurundan en yukarıda ki amirine kadar vatandaşı küçük görür. En dandik devlet memuru bile kendini devlet vatandaşı da kölesi gibi görür. Halbuki o vatandaş o devlet memurunun sahibidir. Çünkü o vatandaşın verdiği vergiler ile memur maaş alır.
Bu yüzden bu adamlara her daim dayı diyeceksin ki köprüyü geçesin. Yoksa sana her türlü engeli koyarlar. Ölene kadar dahi olsa dayı diyeceksin. Suçu ispatlanana kadar her insan masum iken bu şekilde davranması tam da yukarıda anlattığım kafaya sahip olmasındandır.
Buna benzer olay doktorlar da var. Doktorlar da sıradan vatandaşla çok muhatap olmak istemiyorlar, üstenci bir bakış.
Yüzüme bakmayan doktor, önemli birisinin selamıyla gidince pardon diyip beni çok güzel bir şekilde ağırladı, ilgilendi.