Hayatım boyunca 3 kitap okudum (Hobbit, Cemile, Kuran). Söylediklerinize katılmıyorum. Kitaplar, evet insana bir şey katabilir ama okunması her insan için zorunluymuş gibi algılanmamalıdır. Bazı insanlar kitap okumaktan çok hoşlanıyor, kendisini geliştirdiğini düşünüyor ve herkese kitap okumaları ve gelişmeleri yönünde büyük bir heyecanla telkinlerde bulunuyor. Anladığım kadarıyla siz de o tiplerdensiniz. Ben ise insanın eksik olduğu (belki biyolojik) konularda takviye alması taraftarıyım. Uzun uzun anlatırdım ama kısaca çok kitabı çok ihtiyacı olan okusun hocam. Yine de bir örnekle bitireyim. Üniversitede kitaplarla kafayı sıyırmış bir arkadaşım vardı; kendisi de yazmaya karar verdi ve bir polisiye roman yazdı. Yazdığı romanı bir yayınevine gönderdi ve ünlü polisiye yazarlarından Grange'ın eserlerine benzerlik oranı çok üst seviye olduğu için reddedildi. Ne olmuş oldu? Çok kitap okumak bu arkadaşa sizin iddia ettiğiniz gibi bir şey katmış olmadı, başkalarının düşüncelerini empoze etmiş oldu; çünkü kendini gerçekleştirebilme cesaretini bulamamış insanlar başkalarının fikirlerine ihtiyaç duyarlar. Çoğu siyasi fikir de üniversitede bu sebeple ortaya çıkar. Kendi siyasi görüşü olmayan; düşünsel olarak zayıf insanlar okudukları ideolojik kitapların etkisinde kalarak başkalarının fikirlerinde savrulur giderler. Buna ekleyeceğim şey ise, hayatında hiç kitap okumamış biri olarak (bu 3 kitabı okumadan önce), 120 sayfalık yüksek lisans tezimi yazarken hiç zorlanmadım ve üstüne bütün jüriden "şu ana kadar gördüğüm en iyi anlatım dili" şeklinde övgü almıştım. Kendimi övmek için söylemiyorum ama gelin bu konuyu çok kitap okuyan biri olarak bilimsel perspektifte açıklayın. Ben de tatmin olayım ve kitap okumaya başlayayım.

Ek olarak: Felsefe tartışmayı seviyormuşsunuz. Sizinle kitap okuyan ve okumayan tarafları temsil kapsamında felsefe tartışmayı çok isterim. Hatta konuyu da ben açayım; toplumca kabul gören "zevkler ve renkler tartışılmaz" kalıbı hakkında ne düşünüyorsunuz mesela? Gerçekten zevkler ve renkler tartışılmaz mı, yoksa derine indiğimizde, bu, insanların, zevksizliklerini "görece" kavramı altında savunmaya çalışmalarının bir çırpınışından ibaret midir sizce.