TulinPinar adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Sanırım çok işsizim. çünkü konudaki tüm mesajları tek tek okudum. Bir sosyolog ve sade bir vatandaş olarak bazı tespitlerde bulanacağım, bazı mesajlarda okuduğum cümlelere yanıt vereceğim. Yazının ne kadar uzun olacağı konusunda herhangi bir fikrim yok O sebeple şimdi kalkıp kendime bir çay dolduracağım ve geri gelip yazıma devam edeceğim.

Evet çayımı alıp geldim. Devam edebiliriz.

Öncelikle hastaneleri çok sık kullanan biri değil. Sağlıklı bir bireyim. Sigaraya bile 25 yaşından sonra başladım (neden başladıysam?) Elbette diğer tüm insanlar gibi benim de dönem dönem sıklıkla hastaneye gitmişliğim olmuştur.

Öncelikle belirtmeliyim ki bu ülkede "halkın her kesimi tarafından saygı duyulan meslek hangisidir?" diye sorsanız ilk 3 cevap arasında kesinlikle "hekimlik" yanıtı yer alır. Dünyanın bildiğim her yerinde de hekimlere "doktor" ya da "medical doctor" deniyor. Yani bizim ülkeye özel bir şey değil. Hatta öyle ki doğup büyüdüğüm ilçede üniversite okurken "lisans üstü eğitime devam edip mümkünse doktora yapmak istiyorum" dediğimde birçok insan "tıp mı okuyacaksın?" diye sormuştu. Felsefe doktorasını yapana röntgen göstermeye çalışan insan var ülkemizde "sen bak anlarsın, doktorsun" fikri ile...

Bu halkın hekimlere bir kini ya da öfkesi yok arkadaşlar. Aksine çıkın dışarı, evladı okuyan bir anne-babaya sorun "çocuğunuz büyüdüğünde hangi mesleği icra etsin istersiniz?" diye büyük çoğunluğu "doktor olsun" diyecektir. Halkımız tüm okumuş insanlara saygı duymaz ama doktora saygı duyar. Forumdaki tıp öğrencisi arkadaşlar ve doktor arkadaşlar genelleme yapan konu sahibini kınarken sanki kendileri de genelleme yapıyormuş gibi geldi. Yanılıyorsam aflarına sığınıyorum.

Ancak doktorları seviyoruz ve saygı duyuyoruz diye de gördüğümüz çarpıklıklardan şikayet etmeyecek değiliz. Doktorun yaptığı iş ne kadar kutsal ve insanoğlu için gerekli ise temizlik işçisinin yaptığı iş de o kadar kutsal ve insanoğlu için gereklidir. Temizlik işçilerine karşı bir küçümsemede bulunmuyorum yanlış anlaşılmasın. Birisi kalkıp da cımbızla bir lafı çeker diye her şeyi açıklamaya çalışıyorum kendimce.

İşvereni, işçisi, memuru, köylüsü, doktoru... Hepimiz vergi veriyoruz. Devletin vergi toplama amacı da halkına hizmettir. Nasıl bir restoranda 100 Liralık yemek soğuk gelince carlıyorsak (şahsım adına sıcak gelmesi gereken yemek soğuk gelirse ben carlarım ) vergilerimiz hizmete eksik döndüğü zaman da tepki göstermemizden daha doğal bir şey yoktur. Sorun da büyük oranda sistemdedir. Dünyanın en ucuz sağlık hizmetlerinden birine sahibiz bence, bu doğru. Ancak bu sistemin dört dörtlük çalıştığı ve tam anlamı ile amaca hizmet ettiği anlamına gelmez. Ayrıca dünyanın en iyi sosyal devletlerinden biri olduğunu düşündüğüm Norveç'te bile halinden memnun olmayan insanlar var. Çünkü bir devlet hizmetinin ilgili devlet tarafından görece diğer devletlerin sunduğu hizmetten daha iyi olması, sistemin tam anlamı ile amacına hizmet ettiği anlamına gelmez.

Yukarıdaki sistemi felç eden en önemli şey @Yeniceri;'nin dediği gibi "giderlerse gitsin" zihniyetidir. Siz milyonlarca Lira harcayarak okuttuğunuz doktora "giderseniz gidin" derseniz, bu halkın vergilerini daha başta çarçur etmiş olurusunuz. 1 haftadır Afyonkarahisar Mavi Hastane'de genel çocuk cerrahı olmadığı için acil hastaları Kütahya'da yeni açılan şehir hastanesine sevk ediyorlar ambulanslarla. Çoluk çocuğun acı çekip şifa bulamamasına mı yanarsınız yoksa şifa bulduralım diye başka şehre transfer edilirken harcanan paralara mı?

Arkadaşımızın biri Tuik verilerinden bahsetmiş. Ben bu söyleme karşı söylemde bulunan @Yeniceri;'ye katılıyorum. Aynı Tuik'in enflasyon oranı %50 bile değil. Hala bu kurumun verilerini şüphesiz kabul eden var ise ona da diyecek bir şeyim yok. İnanmaya devam edebilir. Ama biz şüpheci olanlara göre doktorların iş yükü bir hayli arttı.

Devlet hastanelerinde Türkçe konuşmayı bilmeyen ve diploması doğrulanamayan tabipler türedi. Çoğu Suriye uyruklu maalesef. Sosyal medya ve Youtube bu hekimlerin rezaletleri ile dolu. İnanmak istemeyen Fatih Altaylı, Yılmaz Özdil gibi muhaliflerin kaynak göstererek yayınladığı videoları izleyebilir. Adamları sevmek zorunda değilsiniz zira ben de bayılmıyorum ama gerçek söylenen bir şey var ise ortada, bunu da inkar etmek en edepli ve iyimser tabir ile "saflık" olarak nitelendirilebilir. Özellikle Fatih Altaylı'nın Türk Tabipler Birliği başkanı ile yaptığı söyleşi programını izlemenizi tavsiye ederim. Bizzat tabipler birliği başkanı neler anlatıyor duyun.

Sağlık sisteminin dijital kısmını bile beceremedik maalesef. Saat 08:00'da randevu veren sistemden randevu alıp geç kalmamak için azami 07:50'de hastaneye gittiğinizde en az 1 saat bekliyorsunuz. En azından çevremde (İstanbul ve Afyonkarahisar'da) durum böyle. Doktora (sormak affedersiniz şey ister ama) sorduğunuzda da "o saatte vizitim var, sistem hep öyle randevu veriyor" diyor. Ha bu cevabı doktor arkadaşlardan almak da çok büyük bir şans. Çünkü benim gördüğüm devlet hastanesi doktorları pek cevap vermeyi seven arkadaşlar değil

Sistem sorunlu ama bazı doktorlar da çok sorunlu. Empati kurup anlamaya çalışmak güzel olur fakat "insanın neresi ağrıyorsa canı oradadır der" eskiler. Yani doktor arkadaşların empati beklediği kişiler maalesef ki hasta olduklarından dolayı o an sağlıklı empati kuramayabilirler. Elbette bu demek değil ki "hasta sağlık çalışanına şiddet göstersin" ve yapmadığını bırakmasın.

"Eşim doktor ve sağlık sektörüne yıllardır hizmet veriyorum" diyen bir üye (sanırım @OTOMARKET; idi değil ise yanlış etiket için kusuruma bakmasın) aslında harikulade bir sosyolojik tespit yapmış. Kısaca; "yeni doktorun burnu havada olur, yaşlı doktor mesleki tükenmişliğin hırsını hastasından alır, orta yaşlı doktor iletişime en açığıdır" demiş. Her ne kadar bu dahil tüm genellemelerin hepsi yanlış olsa da benim gördüğüm tablodan da bu sosyolojik tespit çıkıyor.

Yukarıdaki paragrafta desteklediğim tespit elbette hekimlik mesleğini icra eden herkesi kapsamaz. Geneli böyledir de diyemem. Ama sistemin kötü oluşu ile birleşince, bunu yapanlar azınlık bile olsa, sağlık hizmeti almayı çileye dönüştürüyor.

Yazılanları toparlamaya başlamak gerekirse;

*Sistem kötü doktorları ve hastayı yoruyor.
*Ortadoğu ülkesi olmamızdan mütevellit eğitimimiz ne olursa olsun ve hangi mesleği icra edersek edelim maalesef naif davranamıyoruz.
*Yorgun ve nezaketsiz olan taraflar da birbirine ya şiddet uyguluyor, ya hizmet vermiyor.

Bu arada bir üyemiz "sağlık tamamen paralı olmalı ve muhtaçlara devlet yardım etmeli" demiş. Başka bir üye de "Amerikan sağlık sisteminin aynısı olmalı" cümlesini sarf etmiş. Açıkçası acil serviste ağrılar içinde kıvranırken önümde burnu aktığı için duran insanları görünce ben de onlara katılıyorum. Ancak iyileşince yeniden "sosyal demokrat Tülin" oluveriyorum Aslında tüm sorunumuz da bu... Sürekli olaylara içinde bulunduğumuz pencereden bakıyoruz. Ama bu sorun garip bir şey değil, insanın defosu. İnsan varoluşu itibarı ile bir parça bencil bir varlıktır.

Yazıyı burada noktalıyorum. İnanın tekrar okuyacak mecalim kalmadı Arada da birkaç ticari özel mesaj ve Whatsapp mesajı geldi cevap vermek zorunda kaldım ve dağıldım. Bu sebeple olası imla hataları, anlam bozuklukları gibi durumlar var ise şimdiden özür dilerim. Sağlıklı kalın. Tabi bu ülkede böyle bir şey mümkünse.
İşsiz olduğunuz belli zaten. Hemen hemen bütün konularda sizin mesajlarınızı görüyorum. Mesaj yazmadığınız bir konu yok gibi. Bazı konulara konu ile alakası olmayan yorumlar yapıyorsunuz. Bazı konularda haklı olduğunuz yönlerde var. Sanırım imzanızı gösterme gibi bir alışkanlığınız da var.🙂