baykabus adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Önceden köyünde yaşayanlar 2 inek besleyip , 20-30 dönüm tarlasında çalışır, kimseye muhtaç olmadan geçinir giderlerdi. Bu kadarcık mal varlığı ile oğlunun uşağının düğününü yapar, derme çatma da olsa bir evini de yaparlardı. Kendi işinin patronuydu.
Ama şehirlerin reklamını öyle bir yaptılar, şehirleri insanlara öyle pazarladılar ki sanki şehirlere giden kurtuluşa erecek gibi bir şey olacaktı. Aslında olan küresel şirketlerin, ağababaların kölesi olup onlara para kazandıracaktık. Öyle de oldu.

Dedelerimiz 2 inek,20-30 dönüm tarla ile kendi işinin patronuydu ve üretiyordu. Onların torunları maalesef şehirlerde kölelik yapıyor.
İnsanlar şehir hayatının reklamı yapıldığı için şehre göçmediler.
İnsanlar köylerde açlıktan kıvrandıkları sefil oldukları için şehre göçtüler.
Köyde iş gücü için 10 çocuk yapılıyordu.
O 20 dönüm toprak 2 kuşak sonra çocuk başı 1 dönümden az miras kalıyordu. Ki bir kadın 10 çocuk yapabilmek için 15-20 doğum yapıyordu. Kadının tüm hayatı mahvoluyordu.

20 dönüm arazı 10 nüfusu besler. Ama o 20 dönüm araziyi işlemek için 10 çocuk yaptın mı bu çocuklar da ileride 10 çocuk yaptığında o arazi 100 torunu beslemez. Zaten kimse 20 dönüm arazisi varken televizyonda reklam görüp şehre göçmedi. Zaten tarlası olmayan sefil yaşayanlar göçtü.

Köylerde sefalet içinde yaşanıyordu.
Doğan 3 çocuktan 1’i daha bir yaşını görmeden ölüyordu.
Ortalama ömür 50 yaşlardaydı bugün 80’e dayandı.
Emeklilik sosyal güvence yoktu.
Köylü yerel ağalara zenginlere borçlanıyor onların kulu kölesi oluyordu.

Yani o süreç senin düşündüğün gibi olmadı. Ve tüm dünyada aynı şekilde işledi. Köyler işgücü ihtiyacı için nüfus üreren ama bu işgücüne yeterli arazi ve kaynak üretemeyen yapılardır. Tüm dünyada köyler sefalet çekilen ve köylünün emeğinin yerel ağalar beyler şeyhler şıhlar tarafından sömürüldüğü yerlerdi.