baykabus adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Önceden köyünde yaşayanlar 2 inek besleyip , 20-30 dönüm tarlasında çalışır, kimseye muhtaç olmadan geçinir giderlerdi. Bu kadarcık mal varlığı ile oğlunun uşağının düğününü yapar, derme çatma da olsa bir evini de yaparlardı. Kendi işinin patronuydu.
Ama şehirlerin reklamını öyle bir yaptılar, şehirleri insanlara öyle pazarladılar ki sanki şehirlere giden kurtuluşa erecek gibi bir şey olacaktı. Aslında olan küresel şirketlerin, ağababaların kölesi olup onlara para kazandıracaktık. Öyle de oldu.

Dedelerimiz 2 inek,20-30 dönüm tarla ile kendi işinin patronuydu ve üretiyordu. Onların torunları maalesef şehirlerde kölelik yapıyor.
Dedelerimiz 7 8 kişilik nufuslu eve bakmak için sabahın 5 inde tarlaya gidip akşam 8 e kadar tarlada çalışıyordu. Eşleride tereyağ,peynir yapıp süt sağıyordu ev ahalisi tütün,mısır hasat ediyormuş evin 7-8 yaşlarındaki bireyleride otlamaya giden hayvanları eve getiriyordu.

Kısacası kimse patron felan değildi herkes emek veriyordu uzun saatler çalışıyordu güneşin alnında. Kışın mısır ekmeği yemekten beyaz ekmeğe hastet kalıyormuş millet. O dönem geçeli çok oldu o dönemde çiftçinin hakkı yeniyordu mahsülün zenginliğini başkası yaşıyordu yine aynı.