Maalesef orta doğu kültüründe ahlaki kavramlar cinsellik alanında sıkışmış durumda.
Özellikle namus ve ahlak, kadının cinsel sınırları üzerinden tanımlanıyor.
Bir erkeğin ahlakı da üzerine toplumca zimmetlenen ana bacı eş ve kızının cinselliği üzerinden tanımlanıyor.
Yani bir adamın kendini kirlenmiş, namussuz, ahlaksız hissetmesinin tek yolu hayatındaki kadınların cinsel sınırları aşması.
Oysa orta doğulu erkekler yalan söylediklerinde, sözlerini tutmadıklarında, borçlarını ödemediklerinde, tembellik yaptıklarında en ufak bir suçluluk duymuyorlar.
Hatta toplumda yalancı, sözünü tutmayan, borcunu ödemeyen, tembel erkekleri kınamıyor ahlaklı sayıyor.

Oysa Avrupa'nın kuzeyinde özellikle protestan bölgelerde farklı bir ahlak kavramı var.
Almanların ikinci dünya savaşında yenildiğini ama sonra tekrar Avrupa'nın en güçlü devleti olduklarını söyler dururuz.
Ama bunun altında yatan nedenleri hiç konuşmayız.

Protestan ahlak denilen bir kavram var.
Buna göre protestan inancında ahlaksızlığın temeli tembellik ve israftır.
Kişi çok çalışmalıdır ve ne üzerine çalışıyorsa en iyisini ve mükemmelini yapmaya uğraşmalıdır.
Ve kazandıklarının çoğunu tasarruf etmeli ve az kaynak tüketerek israf etmeden yaşamalıdır.
Çünkü protestan inancı katolikler gibi sadece hayır yapmayı yeterli görmez, kişinin cenneti haketmesi için disiplinli şekilde çalışkan ve kanaatkar bir yaşam sürmesi gerektiğine inanırlar.
Tembellik eden, gösteriş için para harcayan, yalan söyleyen, sözünü tutmayan, borcunu ödemeyen toplumda ahlaksız olarak görülür ve dışlanır.

Bugün İsveç'in kişi başı gsmh 55 bin dolar.
Ama ikinci el elbise alınıp satıldığını ve giyildiğini görebilirsiniz.
Hatta güzel ikinci el bir şeyi ucuza almakla gurur duyuyorlar ve bunu gururla söylüyorlar.
Karı koca çalışıp senede 100 bin dolar kazanan İsveçliler her sene araba modellerini yenilemiyorlar.
Sözünü tutmayana, borcunu ödemeyene hayretle bakıyorlar.
5 euroluk bir hesabı bile kişi başı bölüyorlar çünkü ihtiyacı olmayan birinin hesabını ödemeyi israf olarak görüyorlar itibar olarak görmüyorlar.
Almanya'da bankada milyon eurosu olup 15 bin euroluk arabaya binen insanlar var.
Arap şeyhleri gibi, Rusya'nın varoşlarından çıkan sonradan görmeler gibi marka takıntıları yok, gösteriş yapmıyorlar.
Hatta lüks içinde yaşayıp gösteriş yapanları da toplumdan dışlıyorlar görgüsüz ahlaksız müsrif cahil olarak görüryorlar.

İtibardan tasarruf olmaz diyen, liyakata önem vermeyen, tembelliği ve işten kaytarmayı milli spor haline getiren, sözünü tutmayan, borcunu ödemeyen ortadoğuluların kendilerini ahlaklı, namuslu, erdemli hissetmeleri gerçeği değiştirmiyor.
Türkiye'de siyasetçiler s€ks kaseti ile gidiyor ama yolsuzluk yaptığı için, müsriflik yaptığı için, sözünü tutmadığı için yalan söylediği için giden yok.
Ahlakı sadece cinsellikle sınırlayan başka da bir erdemi olmayan toplumlar dünya sahnesinde gelişemiyor yükselemiyor refaha eremiyor.
Bizde RTÜK bile televizyonda her türlü hakaretin, ahlaksızlığın, iftiranın, ilkesizliğin yayınlanmasına ses çıkarmıyor ama kadın memesi göründü diye kanal kapatabiliyor.
Yani ahlakı tamamen cinsellik alanına sıkıştırmışız.

İşi din meselesine de getirmek istemiyorum.
İslamiyet de israfı yasaklayan çalışmayı öğütleyen bir din ama ortadoğulular işin o kısmını hep görmezden gelmiş.
Bence bize en çok lazım olan şey ahlak.
Ama ortadoğu ahlakı değil.
Protestan ahlakı...