Selam olsun,

Yetişkin insanların çokluğu içinde olduğu toplumu dönüştürür.
Bu konuya girmeden önce yetişkin insan tarifini yapmak isterim.

Yetişkinlik ömründen yıl tüketerek elde edebileceğin bir şey değildir. Bu sadece istikrarlı sadık bir tüketici olduğunu gösterir. Çetelesini tuttuğun geçen yıllar ile yetişkin bir insan olmak arasında ciddi farklar var.

Yetişkin bir insan olmak için öncelikle kendini bir insan olarak yetiştirmek durumdasın. Derdini anlatabilir, anlatılanı anlayabilir ve bunlar üzerine yeni sözler edebilir olmalısın.
Bunları yaparken karşındaki insanları yenmek ya da onlara üstünlük kurmak gibi niyetlerde olmamak gerekiyor zira artık yetişkinsin ve tek bir doğru olmadığını çoktan öğrendin.

Eskiden sadece kendi doğrularını, kabullerini ve sana dikte edilenleri ezberlediğin cümlelerle karşındakini haksız çıkarmak üzerine savunmuş olabilirsin ama artık yetişkin olduğun için böyle şeylerin değersizliği üzerine konuşabilirsin.

Demem o ki yetişkin biri olmak şarap gibi yıllanmakla değil insan olarak kendini yetiştirmekle orantılıdır.
Bir insan yetişkinliğe adım attığında öğrencilik yılları gibi yeni bir öğrenme/gelişme sürecine başlıyor yani bir son değil aksine gerçek bir başlangıç yapmış oluyoruz.
Yetişkin biri olduğum ve sizi olduğum yere davet ediyorum gibi gelebilir ama olsam olsam öğrencilik yıllarını yaşayan biriyimdir. Yazım tarzından kaynaklı o his oluşabilir ki yalan yok arada o hissin oluşması için birkaç cümle şey ettiriyorum.

Bunun önemine gelirsek;

Yetişkinlerin yani kendini yetiştirmiş ve bir çıtayı aşmış insanların çokluğu içinde bulunduğu toplumu hatta daha ileriye götürürsek gelecek neslin içine doğacağı toplumu şekillendirir. Birbiriyle tartışamayan, tartışma kültürü olmayan yani tartışmayı "kim haklı?" formatında ilerleten insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda yetişen gelecek nesiller içinden çıkamayacakları sorunlarla doğup yaşamak zorunda kalır.

İnsanlar savunmadıkları konular hakkında bile tartışabilir ancak yetişkin olamamış toplumlarda bir konu üzerinde düşüncenizi yazdığınızda hemen sizi bir tarafa oturtup sizi kategorize etme durumları oluşur. Bu nedenle uzlaşma, anlaşma gibi durumlar yani sorunları çözecek adımlar hiç atılamaz.

Mesela Sokak köpekleri için çıkan kanunun uygulanmasına karşıyım! dediğimde bana cevap olarak ısırılan çocuk fotoğrafları gönderildiğinde ukalalık olarak görmeyin ama iletişim kurasım bile gelmiyor. Köpekler öldürülmesin demek, köpekler öldürülmesin demektir. Ortada bir sokak köpekleriyle ilgili sorun yok demek değildir. Önlemler alınmasın demek değildir. Bir konu hakkında düşüncenizi yazıp/söylediğinizde sizin yazdıklarınızın "aslında" ne demek olduğunu zan üzerine belirleyen yetişkin olamamış birçok birey belirlemek istemekte.

Örneği devam ettirirsek...

Sokak köpekleri öldürülmesin gibi bir cümle yazıldığında karşımızdakinin bunu hangi nedenle yazdığını bilmeden zan üzerine şöyle yazmıştır diyerek ısırılan çocuk fotoğrafları göndermek yerine "peki ne yapılmasını öneriyorsunuz?" tarzında ilk yazdığı cümlesinin ne olduğunu kendi açıklaması sağlansa yani zan üzerine değil bilgi üzerine iletişim kurulsa bu sefer size "sokak köpekleri sorunu için şunlar bunlar yapılabilir daha doğru olur" mahiyetinde bir cevap yazsa daha çözüm odaklı bir tartışma olmaz mı?

Çoğu zaman tutumumuz, tarzımız ve insanlara yaklaşımımız mutabakatla çözülecek temel konuları bile çözümü imkansız kan davalarına çevirmekte. Bu gidişatı görmemek ya da görüp düzeltmeye çalışmamak kendini yetiştirememiş insan olunduğuna işaret değil midir?

Daha çok yazasım var ama uzun yazıları okumaktan imtina edenleri de düşünmek zorundayım. Hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz, yok sayamayız.

Sevgiler.