Bir an durup düşündüm de, bu yazıyı yazarken aklında nasıl bir fırtına koptu acaba...?
Okurken kahvemin nasıl bittiğini anlamadım bile, sanki karşılıklı oturmuşuz da sen anlatıyorsun, ben de kafa sallıyorum arada.
Kürdilihicazkâr makamında saklanma isteği, notalar arasında kaybolma..
Che'nin tişörtü, zipposu derken, o semboller bile bu sisteme oyuncak oldu; SENİ ÇOK İYİ ANLIYORUM.
https://www.youtube.com/watch?v=o_sGtnM8ins
Selam olsun,
Karşılıklı içtiğimiz kahveden memnun oldum, maksadım hasıl oldu yazabilirim. Yazdığım bir "şeyin" altına Can Yücel paylaşıyor ve keyifle dinliyorsam başka ne ola ki?
Fırtınasız hayatın debisi beni pek sarmıyor hele ki bunca kopartılacak fırtına varken. Ayağımı yorganıma çarşafıma göre uzatasım olsa bile o durgun sessiz sakin sularda rahat olamıyorum illaki yalpalatacak bir dalga lazım bana.
Can Yücel ismini yazınca gerisine ne yazılabilir diye düşündüm bir an sadece iç çekebildim.
Büyük insanın ruhu çın etsin.
Keşke kendisini anlayabilecek kapasite bir toplumu olsaydı.
Var olun ki gecenin bu saatinde bu lezzeti yaşattınız.
Sevgiler.