Selam olsun,
Bazılarımızdaki rahatlık mı gevşeklik mi karar veremiyorum ama biraz rahatlığı aşıp gevşekliğe gidiş var gibi.
Yaşadığımız ülkenin insani yaşam değerlerinde hep listelerin sonunda olması kimseyi rahatsız etmiyor mu?
Yolsuzluk, taciz, çocuk istismarı, insan hakları, ifade özgürlüğü, internet siteleri, sokak hayvanları, ekonomik durum vs. vs.
Hepsinde birbirinden bağımsız kuruluşlarca hazırlanan listelerde dip ülkelerle aynı sıralarda yer alıyor olmamız gerçekten hiç rahatsız etmiyor mu?
Ülkemizde çocuklarımızı koruyamıyoruz.
Doğarken borçlu doğacakları bir ekonomi, sokaklarında dilini, kültürünü bilmeye yabancıların cirit attığı sokaklar, dünyada denkliği ya da değeri olamayan diplomalar, her sene değişen eğitim sistemi, çocuk istismarına uğrayan on binlerce çocuk davası vs. vs.
Emeklilerimizi koruyamıyoruz.
Ömrünün 30 40 senesinde aldığı maaştan para kesilmesine ve devlete millete hizmet etmesine karşın kirasını ödemeyecek, huzur evine bile gidemeyecek, et yiyemeyecek yani ömrünün son kalan kısmını huzur ve rahatlık içinde değil hayatta kalma endişesiyle hizmet ettiği devletin, milletin kendisini küfe olarak görmesi...
Kadınlarımızı koruyamıyoruz.
Esnafımızı koruyamıyoruz.
Öğrencimizi koruyamıyoruz.
Çiftçimizi koruyamıyoruz.
İşçimizi koruyamıyoruz.
Biz nelerle uğraşıyoruz?
Sosyal medya, Sokak köpekleri, Karga ve güvercinler, kira kontratlarının e devlet üzerinden yapılması vs. vs.
Yani bunlarda sorun olabilir ama ülke olarak instagramı konuştuğumuz kadar ekmeğin 12 15 TL olduğunu konuştuk mu?
Sokak köpekleri sorunu var lakin senede 10 kişi ısırılmamışken 30 bin çocuğun istismara uğramasını konuştuk mu?
Tiktok kadar mesela 12 bin TL ye devletine, milletine hizmet etmiş bir emeklinin hayatta kalma çabasının konuştuk mu?
Ölen çocuk işçileri, madenlerin talan ettiği vatan topraklarını konuştuk mu?
Bizleri sadece para kazanmak ve hayatta kalmak gibi kısır bir döngüye soktuklarını konuştuk mu?
Eskiden dostluk, iyilik, merhamet, sadaka, yardım, bağış, fedakarlık gibi kavramlarımız vardı.
Komşularımızı, arkadaşlarımızı, dostlarımızı ya da akrabalarımızı yemeklere çıkartırdık, evimize davet eder ağırlardık.
Hepsi bitmedi mi?
Mangala et dışında bir şey atmazken şimdi tavuk kanadı adetle almıyor muyuz?
Tavuktan döner mi yapılırdı? İçi boş gözleme, yalancı lahmacun mu görmüştük?
Pazara gittiğimizde en garibanımız kilolarca en varlıklımız kasalarca meyve sebze almaz mıydı?
Şimdi gidip pazarda en garibanın kilolarca alması mümkün mü?
Et kokmuştur diye komşumuza bir tabak pişen etten götürmedik mi?
Arkadaşlar bunları bir ben mi yaşadım, hepimiz yaşamadık mı? Hatırlayın, Anne babanıza sorun.
Emekli olduğunda ev ya da araba almadı mı?
Yani bunları hiç yaşamamız gibi olduk.
En basit ve temel şeylerin lüks olduğu, insanlığın ve merhametin bitmesinde bizim hiç suçumuz yok mu?