Hayatımda 3 kitap okudum sadece. Biri Kuran, diğerleri de Tolkien'in Hobbit'i ve Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi'si.

Üniversitede kitap delisi 2 arkadaşım vardı. Biri bildiğin kafayı sıyırmış kitaplarla. En son kitap da yazmıştı (polisiye roman), bitirip yayınevine göndermişti ama kitabın büyük çoğunluğu esinlenme olduğu için kabul edilmedi. O kadar kitap okumuş ki kendi özgünlüğü kaybolmuş. Birilerinden esinlenmeden bir cümle kuramıyor.
Diğer arkadaşım günlük düzenli kitap okuyan biriydi. Tarih bölümünde okuyordu. Üniversiteyi bitirip yüksek lisansa başladı, yüksek lisans tezi kabul edilmediği için bırakmak zorunda kaldı. Yani o da belki de binlerce kitap okumuş biri olarak bir tez yazamadı.

Bana gelince, neredeyse hiç kitap okumamış biri olarak, yazdığım yüksek lisans tezime danışman hocam ve jüri üyeleri hayran kalmış ve gördükleri en iyi tezlerden biri olduğunu söylemişlerdi. Özellikle dili çok iyi kullandığımı belirtip şaşırmışlardı.

Yani hocam gelmek istediğim nokta şu: Eminim ki çeşitli katkıları vardır ancak ben çok kitap okumanın öyle aman aman önemli bir mevzu olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda eleştirilere açığım ama şahsımca dünyada en çok abartılan konulardan biri insanın kitap okudukça gelişeceğinin savunulması. Kelime dağarcığın gelişir, okuma hızın artar, belki kültür seviyen de artar, bir ortama girince birkaç cümle kurabilirsin ama bunu hayatın ana damarlarından biri gibi sunmak abartı. Gelişim insanın özündedir, 100 bin tane simyacıyı toplasan bakırı altına çeviremezsin. Cahile 100 bin kitap da okutsan fayda vermez.