Tamam işletmeciler pandeminin ve enflasyonun acısını fazlasıyla zam yaparak çıkarıyorlar.
Adamlar pandemi yüzünden battılar ve iktidarın enflasyonist politikalarından ürktüler.
Kendini güvende hissetmeyen işletmeler vurgun fiyatları belirlerler.
Sadece restoranlar değil telefon operatörlerinin fiyatlarına bakın.
Oysa piyasada güven ortamı oluşmaya başladı mı birileri fiyat kırarak müşteri çalmaya çalışır ve fiyatlar rekabetle adil değerini bulur.

Ama maliyet böyle hesaplanmaz.
Maliyet işletmeden işletmeye değişir.
Siz işletme kiraları ne kadar biliyor musunuz?
İşlek caddede 100 bin lira kira ödeyen ile sokak arasında ufacık dükkanda 10 bin lira ödeyen aynı maliyete mi üretir?
Satışının çoğunu elden nakit yapan sokak arasındaki dürümcü ile ödemesini yemek kartları ya da yemek uygulamalarından alan işletmeler aynı vergiyi mi öder?

Bir dürümcü öğlen 11 den akşam 20'ye kadar çalışır.
Yani toplam 660 dakika. Ortalama 2 dakikada bir satış yapsa 300 porsiyon satış yapar.
Cumartesi ve pazar satışlar düşer. Biz günde 250 ortalama satış diyelim.
Ayda 7500 satış.

Dükkan kiran 15 bin liraysa satış başı 2 lira kira maliyeti oluşur.
Dükkan kiran 100 bin liraysa satış başı 14 lira kira maliyeti oluşur.
Dükkan kendisinin olsa dahi kira için bir amortisman yazılması gerekir.
Dükkanın metrekaresine göre ısıtma ve soğutma maliyetleri değişir.
Ticarethanelere evlere verilenin 2 katı fiyata satılır doğalgaz elektrik.

Kullanılan etin yağın baharatın kalitesi fiyatta çok farkeder.
İç yağını doldurup eti seyrekleştiren bir mekan ile eti bol kullanan bir mekanın maliyetleri aynı olmaz.

Evet işletmeler ciddi olarak fiyatları yükselttiler.
Bunun 2 nedeni var.

1) Güven kaybı. Pandemide bir çok işletme büyük zarar etti ya da battı. Ve enflasyonist ortamda fiyat belirlemekte zorlanıp zarar edilebildiğini gördüler. Anladılar ki fiyatlarını sadece rahat yaşayacakları bir karla belirlemek yetmiyormış. İleride başlarına gelebilecek felaketler ve pandemiler için ekstra bir risk primi koymaları gerekiyormuş. Şu anda piyasada hala bir güvensizlik var. Bu da davranışsal olarak kendi fiyatını belirleyebilenler için fiyat arttırarak defansif davranmalarına neden oluyor.

Sabit gelirliler kendi gelirlerini arttıramadıkları için bunu bir fırsatçılık olarak görüyor. Ama fırsatı verene değil fırsatı kullananan laf söylüyorlar. Oysa bunu söyleyen şikayet eden sabit gelirlilerin kendi maaşlarını belirleme fırsatları olsaydı hiç düşünmeden onlar da alabilecekleri en yüksek maaşı isterlerdi. Kimse 100 bin maaşlı iş bulabiliyorken bana 50 bin yeter demezdi. İşletmeler de bir dürüme 120 lira vereni bulurken 75 liraya razı olmazlar.

2) Pandemi ile yayılan kartla ödeme furyası restoranların eski kayıt dışı sistemlerini ortadan kaldırdı. Artık çok işletme ödemeleri kredi kartı ile banka kartı ile yemek kartı ile ya da internet üzerinden yemek uygulamaları ile alıyor. Nakit eskisine oranla daha az dönüyor. Bu da fiyatlarda eskiden dahil edilmeyen vergi payının bir kaç senede fiyatlara eklenmesine neden oldu. Yani fiyatlara %8 kdv (artık %10 oldu) ve gelirden ödenen %25-35 vergi de eklendi. Bu işletmelerin karını aşındırınca onlar da eski karlarını ve daha fazlasını elde etmek için fiyat arttırdılar.

Enflasyon düşerse ve Türk Lirasına güven geri gelirse haberdeki işletmeler gibi bazı işletmeler müşteri kazanmak için fiyat kırarlar. Bu da pahalı kalan işletmelerin de eşek gibi fiyat indirmelerine neden olur.
Baştaki iktidar doğru düzgün ekonomi yönetirse, vatandaş ekonomiye güvenirse kimse vurgunculuk fırsatçılık yapamaz.
2012'de neden fırsatçı yoktu bu ülkede? O zaman başka dürümcüler, başka galericiler, başka emlakçılar mı yaşıyordu bu topraklarda?