Forumda genellikle bilmediğim hiç bir konuda yazmam. Eğer yazmış olursam da çok iyi bilmemekle birlikte diye belirtirim. Bu konuda da bizzat yaşadığım tecrübelerden dolayı yazdım.
İmla ve Dil bilgimin de yeterli düzeyde olduğunu düşünüyorum T.D.K'dan bulup bir şey yazmanıza gerek yok.
Evet kolluk görevlilerinin yaptıkları her işlem doğru değil. Bu sebeple Mahkemelerde görevi suistimal, görevin verdiği yetkiyi kötüye kullanma vb. dava dosyaları oldukça fazla.
Ehliyete el konulacak durumlar kanunda açıkça belirtilmiş. Bir işlemin kanuni olarak geçerli olabilmesi için kanuna uygun olarak yapılması gereklidir. Kişinin bahsettiği olayda araç kullanılmamaktadır. Dolayısı ile de yapılan işlem yasal değildir. Mahkemeye başvur dememin sebebi de yapılan işlemin kanuna uygun olup olmadığının mahkemece belirlenmesidir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik kanunu Madde 48 (Değişik: 24/5/2013 - 6487/19 md.)
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. ( Sürülen bir araç olmadığı için yapılan işlem yok hükmündedir diye düşünüyorum ve mahkemenin alacağı karar bu konuda en doğrusu olacaktır.)
Sürücü belgesine el konulması yönelik hükümler 5237. sayılı T.C.K ile değil 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile düzenlenmiştir. Kolluk görevlisi işlemlerini trafik kanununa göre yapar.
Kontak anahtarı takılı olması yeterli, aracın çalışması yeterli, sürücü koltuğunda oturması yeterli, farlarının açık olması yeterli, sevk ve idare şu demek diye yorum katan belirten arkadaşlarında bunu hangi kanun maddesinde ve Yargıtay'ın hangi içtihatlarında bulduklarını da özellikle bilmek isterim.
Doğruyu aktarıyorum derken? Görev yapan kolluk görevlileri arasında mıydınız? Google dan iki kanun maddesini kopyala yapıştırmak la bu işler yürümüyor. Bu sebeple ispat edebiliyorsanız mahkemeye başvurun diye belirtmişim. Uygulanan Ceza işleminin kanuna uygun olup olmadığı, yapılacak kovuşturma sonucunda ortaya çıkacaktır.
Aynı hataya düşüyorsunuz.
Yasak ile ceza aynı kavram değil.
2918 Sayılı Karayolları Trafik kanunu Madde 48 (Değişik: 24/5/2013 - 6487/19 md.) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. ( Sürülen bir araç olmadığı için yapılan işlem yok hükmündedir diye düşünüyorum ve mahkemenin alacağı karar bu konuda en doğrusu olacaktır.)
Bu kısmın bu olayla ilgisi yok. Bence '' İmla ve Dil bilgimin de yeterli düzeyde olduğunu düşünüyorum T.D.K'dan bulup bir şey yazmanıza gerek yok. '' bu ibarenizi bir daha düşünün.
Kavram farklarını ayırt edemiyorsunuz.
Örnek veriyorum, Bir madde de '' Kırmızı ışıkta geçmek yasaktır. '' yazıyor.
Diğer madde de '' kırmızı ışıkta geçmenin cezası budur, budur'' yazıyor.
Burada da '' alkollü araç sürmek yasaktır. ''
Yasağa uymazda yakalanırsan '' b) Yapılan ölçüm sonucunda yasal sınırların üzerinde
alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen miktarlarda idari para cezası verilerek, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde
sürücü belgeleri birinci defasında altı ay, ikinci defasında iki yıl, üç veya üçten fazlasında ise her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. '' bunları bunları uygularım diyor.
Peki ceza olan madde de ne belirtilmiş - ''
araç kullanmak '' araç sürmek ile araç kullanmak aynı değildir.
Tüm maddeleri her şeyi unutun. Ben size basit olarak anlatayım çünkü '' sürmek '' kısmına takılmışsınız, sürmüyorsa ceza yok diyorsunuz. Fakat ilgili kanunda sürmek ile ilgili bir kısım yok. Yasakları anlatırken, bunlar bunlar yasaktır diyor.
Fakat cezaya geçtiğinde, x şekilde yakalanırsan, bunu yaparsan, şunu yaparsan bunları bunları uygularım diyor.
Sürme fiilini aklınızdan atın.
Kullanma fiilini de bir aracın tüm fonksiyonları olarak kabul edin.
Mesajın devamında da '' diye düşünüyorum '' olarak eklemişsiniz. Düşünceniz ile kanunlar uyuşmuyor.
Kullanmak-sürmek anlamına gelmiyor. Her türlü kullanımdan bahsediyoruz.
Diğer arkadaşların ne dediği beni ilgilendirmiyor, benim yorumuma başka arkadaşların cümlelerini alıntılamayın '' kontak çalışıyorsa, solda oturuyorsa'' vb. ben bunlarla ilgili bir durum söylemiyorum.
Ben durum da konuşmuyorum kanun konuşuyorum.
Kanun açık ve net. Olayı birebir yaşadığım için aktarıyorum, isterseniz dava açsın arkadaş, gelen sonucu da buraya paylaşsın bakalım ne sonuç çıkacak. Pandemi döneminde aynı olaya denk geldim. Gece vakti mekandan çıktığımızda, ben kendi aracıma geçerken arkadaşım da otoparkta arabasına binmişti.
Otoparkta polisler mevcut, aracın ışıkları yandığını gördüler. Sirenlerle araca geldiler. Ben kendi aracıma geçmemiştim henüz uzaktaydı biraz daha ve yanlarına gittim. Sokağa çıkma yasağı olan dönemlerdi. Arkadaşla polis arasında mukavemet oldu, Trafik geldi. Araç seyir halinde olmamasına rağmen sadece içine alkollü olarak bindiği için alkol testi istendi.
Arkadaş üflemedi, hastaneye götürdüler. Kan ile ölçtüler alkol değerini.
1.00 Promil üstü olduğu için 2 sene el konuldu. Polise mukavemetten ayrı işlem yapıldı.
Polis kameralarında aracın seyir halinde olmadığı belli. Sadece ön koltukta oturur biçimde, gece farların yandığı bir olay.
Dava açtık, aracın sürülmediğini, otoparkta park halinde olduğunu ve bununda kameralarla birlikte kanıtlı olduğunu hem otopark hem polis kamerlarından göründüğünü belli ettik.
İlgili madde okundu '' aracın seyir halinde olmasına gerek olmadığını, aracın kullanımda olduğu bu sebeple sürücünün alkollü biçimde bunu yapmasının cezaya tabii olduğu '' söylendi. Arkadaş 2 sene alamadı ehliyetini.
Ben birebir tüm sürecin aynısını canlı canlı yaşadım ve çıkan kararı da kararın dayanağınıda kendim biliyorum.
O zaman da itirazları bu şekilde yaptılar '' araç sürmüyordum, seyir halinde değildim kendi aracımda oturamaz mıyım, bu kanunen hata, yanlış yapıyorsunuz'' gibi gibi.
Fakat kanun çok açık '' ARAÇ SEVK ETMEK - KULLANMAK '' burada ki kullanmak tüm durumları kapsadığı için sürücü alkollü olduğu an cezayı yiyor.
Daha fazla uzatmaya gerek yok, kanun belli.