Tarikat-i Hâcegân’ın büyüklerinden Hâce Ubeydullah Ahrâr Hazretleri’nin de zenginliği dillere destandır. Ziraatle uğraşmışlar. Binin üzerinde tarlaya sahip olduğu rivayet edilir ki bazı tarlalarında da binden fazla kimse çalışırmış. Bir gün yanında değerli birkaç kitap bulunan bir molla, Hazret’in medhini çok işittiğinden onu ziyaret etmek ister. Dergâha geldiğinde büyüğümüz onu da yanına alıp işlerini kontrol etmek, gezmek için yürümeye başlar. Molla bir taraftan Ubeydullah Ahrar Hazretleri gibi büyük bir velinin bu kadar mal mülk edinmesini anlayamazken bir taraftan da dergâhta bıraktığı o değerli kitaplarının akıbetini merak edip durur. “Acaba başlarına bir iş geldi mi, yerinde duruyor mu?” diye sürekli bir al-ver içinde dönüp durur. Hazret; “Belki bu kadar malımız mülkümüz var amma biz onu hiç gönlümüze sokmadık. Allah’la aramıza girmesine müsaade etmedik. Sen ise iki kitaptan vazgeçemedin, onları gönlünden çıkaramadın.” buyuruyorlar. Önemli olan ne olursa olsun sahip olduklarımızın Allah ile ilişkimize halel getirmemesidir. Büyüklerimizin ifadeleriyle “El kârda olsa da gönlün Yâr’dan ayrılmamasıdır.”
Konuyu görünce aklıma bu kıssa geldi, belki ninemizin eli kârda, gönlü Yâr (celle celaluhu)'dadır.
"Hakkı gel sırrını eyleme zâhir Olmak ister isen bu yolda mâhir Harâbât ehlini hor görme zâkir Defîneye mâlik vîrâneler var" (Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.)