ben her fırsatta bosnaya gitme taraflısıyım. türkleri sevreler, kültürleri bize yakındır... bu ülkenin medeni halini düşün... aynen öyle işte... kibardırlar, cıvıl cıvıldır, akşamları eğlenmesini bilirler, en zorlu dönemlerde bile neşesini korumayı bilen bir toplumdur. porsiyonlar büyüktür, etrafta nehirler ördekler falan görürsen şaşırmazsın. aydınlıktır, iç karartmaz. gidersen sarajevo'da çeşmenin etrafındaki pastahanelerden reçelli çörek ye. sabah pişirirler, tadı damağında kalır, ben 20 senedir unutamadım. yine aynı yerde bir küçük çeşme var. derler ki o sudan içersen mutalaka bir daha geri gelirmişsin sarajovo'ya, kopamazmışsın.

dertlendim şimdi be....

vize sorunu yoktur. ulaşım kolaydır. en dandik pansiyon bile istanbuldaki bağdat caddesindeki evlere beş basar. yeşildir. ama bizdeki gibi kararmış bir yeşil değildir rengi ağaçların, fotoşoplanmış gibidir sanki. (evet biliyorum aslında photoshop nasıl yazılır). bisiklete de binebilirsin. motor kiralamanı tavsiye ederim. dağlık yeri çoktur ama yukarıya çıktın mı "hassstir be, ben nerede yaşıyormuşum" dersin. nasıl desem... etrafında hiçbirşey olmayan bir yol dönemecinde durup tepeden şehre bakarsın durduk yere, neden baktığını bile anlamazsın. garip bir yerdir, kanına işler... akşam işten erken çıkarlar, eve gidip elbiselerini değiştirir ve müdavimi oldukları kafelere giderler. akşam da artık nasıl bir eğlence istiyorlarsa oraya. her gece yaz kış mutlaka bir aktivite vardır. hiç sekmez. yemekleri bize benzemeyi bırak aynıdır. ama daha lezzetlidir. gidersen dikkat et beşyüz kilo olma. börekleri baştan çıkartır, sebzeleri yemediğin kadar güzel, etler görmediğin kadar mis kokuludur. havası bir gariptir. seni kendine uydurur. başlarsın iki gün sonra cappuccino içmeye, ama öyle uyayım ortama diye değil, içinden gelir. çay içtiğini zannedersin oraya gidene kadar ama sonrasında ülkende içtiğin şeyin başka birşey olduğunu düşünmeye başlarsın. . yorulmazsın. bütün gün ayağı yanmış it gibi dolaşır durursun. zaman yetmez sanki. günler 48 saat olsa yine yetmez. akşam bir çay içer otele dönerim dersin ama akşam ışıkları yandı mı sokaklarda dolaşmaya deveam edersin. yordunluktan canın çıkar daha sonrasında tabii... Mostara gitmelisin. kıytırık köprü lem ne var bunda diyerek gidersin ama etrafından ayrılamazsın.

nasıl... anlatabildim mi... sanırsın ki turizm acentem var...

hehehe...

nereye gidersen git, halkın arasına karış. korma, çekinme. gördüğün her kapıdan dal. bu yaşların bir daha geri gelmeyecek. yaşlandığında aklında kalacak olan şeyler bu gezmelerin ve bu yaşadıkların olacaktır. macerlarını hatırlarsın sadece bir zaman geldiğinde.