almanya'da minimum maaşla çalışan kişinin 4 5 aylık maaşıyla (kabaca 8000 euro diyelim) alabildiği bir aracı türkiye'de minimum maaşlı çalışan tüm maaşını (480 euro civarı) biriktirirse 50 ayda alabiliyor.
refah farkı olarak bu basit hesapla 10 kat fark var.
tabii almanya'daki asgari ücretli maaşından bir şekilde az da olsa tasarruf edebilir ve 5 yıllık kredi ile sıfır araç alabilir 300 400 euro ödeyerek. Ama türkiye'deki asgari ücretli borç batağında olmasa bile maaşından tasarruf etme şansına sahip olmadığı gibi böyle bir imkan olup 1/4 ünü tasarruf edecek olsa bile sonsuza kadar taksit ödeyerek araç alabilir.
almanya ile türkiye arasındaki refah farkı bu analize göre "sonsuz"
ülkemizin kıymetini bilelim bık bık demekle bir yere varamayız. eleştirmeli ve yanlışlara karşı çıkmalıyız.
türkiye'de saçma sapan bir yeniden dağıtım mekanizması kuruldu ve üstüne de bir sürü sığınmacı ile ülkenin tüm huzuru kaçırılıp büyük bir enflasyonist ortama sürüklendi.
enflasyonun nedeni esnaf değil, esnaf tüccar serbest piyasa ekonomisi (tüm dünyada geçerlidir) nedeniyle istediği fiyatı ister ve satıldığı sürece de o fiyattan satma hakkına sahiptir. Dünyanın hemen hemen her yerinde böyledir. enflasyonun neden ortaya çıktığını hatırlayıp ona göre yazın lütfen. ayrıca türkiye'de 1 milyon tl kazanmak yetmiyor yurtdışındaki 1 milyon tl ye satılan aracı almak için. esnaf 4 katını kazanırsa o araca binebiliyor. fiyat belirleme imkanı olan kişi belirler. işçi ve emekçilerin bık bık yapmaması sendikal haklarını istemesi ve tüm toplumun yapılan yanlışı sorgulaması gerekiyor.
halkın çektiği eziyetin bir nedeni var.
türkiye'ye bir cisim yaklaşıyordu son on yıllarda. şu anda o cisim içimizden geçiyor.
atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşan ülke elbette osmanlı'nın son döneminde kaldığı yerden çökmeye devam edecek. bu noktada yanlışa yanlış demek yapılacak minimum onurlu davranıştır. yanlışa yanlış diyin arkadaşlar korkmayın.