Şehirler, bireylere kültür ve medeniyet katmıyor. Tam tersine vandallık, avamlık,
barbarlık ve menfaatçilik yaygınlaşıyor. Ahlaki değerler erozyona uğruyor.
Kilometrekare başına düşen insan sayısı belli bir oranı aştıktan sonra, her artış daha da zombileşmeye nedne oluyor. Bu yüzden metropoller gerçekte birer zombi yuvası gibi.
Oysa doğa, kırsal alan, dağ, bayır, dere, ırmak, göl, deniz insanı ferahlatır ve dinginleştirir. O yüzden şehrin yüklediği stres ve depresyon yükünü doğada atmaya çalışırız.
Devletin hatalı politikaları yüzünden onlarca yıldır insanlar köyleri terkedip şehre yerleşmeye çalışıyor. Oysa geçim sağlamaya çalışırken, doğadan, zamandan ve hayattan koptuğunun farkına bile varmıyor.
Köy okullarının kapatılması ve taşımalı eğitim sistemi, köyden kente göçü daha da cazip hale getirdi, bir kat daha artırdı.
Köylerin mahalleye çevrilmesi, bu sorunların büyümesi yanında daha fazlasının da gelmesine neden oluyor. İmar kolaylığı, rant ve inşaat gibi sözde faydalarının yanında tarım ve hayvancılık ciddi tehlikeye girecektir.
Bugün bu sorunlar pek görünmüyor olsa da, yarın birgün yeni bir covid salgını veya iklim pandemisi olduğunda köylünün hayatı da felç olacaktır. kanunlar yoluyla tarım ve hayvancılık felç edilecektir. Bunun sonucu olarak da yokluk, kıtlık ve gıda pahalılığı anormal düzeye ulaşacaktır.
https://yesilgazete.org/koyluden-hab...irsal-mahalle/