Herkese merhaba, doğduğumuz andan itibaren hayatımız adeta bir sınavlar silsilesi haline geliyor. Okul öncesi eğitimden başlayarak ilkokul, ortaokul ve lise derken, sürekli olarak sınavlara tabi tutuluyoruz. Hayalimizdeki mesleğe ulaşmak için bile, bir daha asla ilgilenmeyeceğimiz derslerin sınavlarına girmek zorunda bırakılıyoruz. Ancak siyaset söz konusu olduğunda, sınavlardan eser yok; adeta bir oyunun 'Pay to Win' mantığına dönüşüyor: Paran varsa, zenginliğin devam ediyor.
Örneğin, 22 yaşında belediye başkanı olan bir genç kadın var. Durumu araştırdığınızda, aslında belediye başkanı olmasının arkasında babasının parasının olduğunu anlıyorsunuz.
Bu genç kadının başkanı olduğu ilçenin nüfusu 2300'den fazla ve %55 oy oranıyla, yaklaşık 1300 kişinin oyu ile seçimi kazanıyor.
Yerel halk, babasının oyları garantilemek için oy veren herkese 1000 TL dağıttığını iddia ediyor; yani babasının 1 milyon 300 bin TL'si ile belediye başkanı oluyor.
Amca detaylarına girmeye gerek yok.
Paylaşılan bilgilere göre, nüfusu 10.000'in altında olan ilçelerde belediye başkanlarının maaşı 54.996 TL (mevcut enflasyonla) ve babasının dağıttığı para iki yıl içinde amorti ediliyor.
2 bin nüfuslu bir ilçeyi bir kenara bırakırsak, neredeyse 16 milyon nüfuslu İstanbul'u, iki kelimeyi bir araya getiremeyen ve kilometreyi adım ile sayarak ölçen birinin yönetmesi gerçekten şaka gibi bir durum.

Siyaset, yaşadığımız hayat simülasyonunun 'Pay to Win' versiyonu gibi bir şey.