Selam olsun,
Önce kendimi maddi açıdan izah edeyim ki yazacağımın kıymeti konu babında daha net olsun.
Varlığın zirvesini görmüş akabinde yokluğun çukurunu görmüş ve yine varlık kısmında zirveye çıkmış bir şahsiyetim.
Bunu şunun için dillendiriyorum düşenin halinden düşen anlar.
Yaşım oldu 42 mi 43 mü öyle bir şey.
Hayatımın her döneminde yani zirve, çukur ve tekrar zirve dönemlerimde her daim mutlu ve keyifli bir yaşam sürdüm.
Birçok kişiye bu durumumu anlatırken buldum kendimi çünkü onların aradığı cevapları ben bilinçsiz olarak tecrübe ettim.
Hocam, bu hayatın sırrı tamamen karakter ve kişiliktir.
Beklentilerimizi, boşluklarımızı, manalarımızı hep biz belirliyoruz.
Kimi zaman toplumun kabullerine teslim oluyoruz kimi zaman sıyrılıyoruz ama neticede biz belirliyoruz.
En varlıklı dönemimde en sevdiğim yemek patatesli yumurtaydı, en zor dönemimde yine en sevdiğim yemeği keyifle yiyebiliyordum.
Bugün istediğim marka model araba alacak imkanım varken 2007 model bir arabam var ve değiştirme ihtiyacı bile hissetmiyorum.
Değiştirebilirim ama böyle bir şey bana keyif vermez. Mesele para harcamamak, tutumlu olmak, cimri olmak gibi algılanabilir ama hata ve sorunlar bu noktada başlar.
Hayatı yaşarken keyif alacağın şeyler empoze ediliyor ve bilinç altında şu olmazsa, şöyle olmazsa mutlu olamam ya da eksik olurum diye düşünür halde bulursun kendini.
Oysa mutlu, eksiksiz bir yaşam mümkün.
Beklentin takdir edilmekse olmaz, mutlu olmaksa olmaz, kafanda soru işaretlerinin olmaması ise yine olmaz.
Yaşamdan keyif almayı öğrenmek gerekiyor ki para vermeden keyif alacağın yani maddi karşılığı olmayan şeylerden keyif almayı öğrenmek gerekiyor.
Benim çevremde genelde varlıklı arkadaşlarım var hepsi istediğini alır ama hepsinin yüzündeki yalan gülümsemeyi görürüm.
Benim köye yerleşmemi, kendimi bu yaşta emekli etmemi överler ama asla yapamazlar.
Unvan, etiket, saygınlık ve nasıl gözükür endişesini hiç anlamam.
Hayat bu kadar ciddiyetle yaşanacak kadar uzun değil.
Sende, bende, diğerleri de nasıl mutlu olacağını zaten biliyor sadece kendimizi kandırıp duruyoruz.
İStediğini yaparsan sonucunda pişman bile olsan mutlu olursun.
Mesele içindeki boşluğu doldurmak değil sen hepimizden iyi bilirsin o boşuluğun nedenlerini ya da nasıl dolacağını.
Birbirimiz kandırmayalım.
İstediğimiz hayatı yaşarsak mutlu oluruz.