Ortaçağ ifadesi Asya veya diğer Doğu ülkeleri için kullanılan bir ifade değildir. Kabaca Eskiçağ ile Yeniçağ arasında kalan, Romanın doğu ve batı olarak ayrıldığı takribi 395 yılıyla başlayıp İstanbulun fethiyle sonlanan kaotik bir dönemi tanımlar. Avrupa'nın en sıkıntılı olduğu, dizaynı yapılamadığı ve henüz sekülerleşmediği bir çıkmazdır. Buna rağmen tüm Dünyaya örnek olacak pek çok önemli gelişmeleri de gerek iç savaşlar gerekse de gelişen dünya düzeni sayesinde yaptılar. Eski düzen veya eski dönem Ancien Regime olarak geçer. Tarihsel olarak Fonteloy-Hulao-Katalon gibi çeşitli savaşlar, Lutherli sekülerleşme çabaları- Endüljanslar-Reform çabaları-Magna Carta - Fransız devrimi- Viyana gibi düzen örnekleri verilebilir.
Bir bütün olarak bakıldığında Ortaçağ olarak ifade edilen dönemin en klasikleşmiş özelliği ilkçağlarda görülen köleci düzenden Feodalite denilen düzene geçilmesidir. Bu düzen neredeyse Dünyanın tamamında -organik, inorganik şekilde- uygulandı ki buna Osmanlı devleti de dahildir. Videonuzda geçen ifadeler o dönem için çok normaldi ki feodalite sistemi bunu dayatıyordu. Tarih bazen çok zor gelse de mevcut dönem içerisinde değerlendirilmesi gereken bir bilimdalıdır. Osmanlı devletinde tarihsel süreç içerisinde aile hukuku olarak uygulanan kavramlara bir göz atarsanız diğer ülkelerden farklı uygulamaların olmadığını görürsünüz. Örneğin: Boşanmalar-evlilikler akdi ve nakdi talepler-Hülleden karı almak-Gulamparalık vb... Yine çok acıdır ki Avrupa bu sistemi değiştirip eşitlik düzenine geçtiğinde, Türkiye'de kadın-erkek eşitliğini ancak 1928 yılında elde edebildi. Modern anlamda bakıldığında ise kanun önünde eşitlik yanılmıyorsam 2004'te kabul edildi ki günümüzde bile bu eşitlik tam olarak sağlanabilmiş değil...
Avrupa hep modern değildi ve bunun bilincinde olarak sürekli gelişime açık oldular. Bizler ise sürekli değişime kapalı ve bazı batıl inançların esiri olduk. Haçlı seferleri ile Doğunun alınabilecek her şeyini alıp götürdüler ve geliştirdiler. Bizler ise her dönem seyirci kaldık. Aile hukukundan tutun Anayasanın temellerine kadar maalesef Avrupa sistemi tercih ediliyor ki geçmişte de aynı şeyler yapıldı.
Çok güzel açıklamışsiniz hocam, ben bunların çoğunu yazmaya üşendim. Avrupa'da kölelikten, serf sistemine geçilmesi de zaten Osmanlı'da ki tımar veya iltizam, multezime benzer bir durum olabilir ki... Şöyle bir şey bile var. Genellikle Çerkes kızları köle olarak olmasa da anne babasından parayla satın alınabiliyor ev hizmetçisi olarak. Ama bazen direkt köle olarak alındıkları da var. Osmanlı'da aynı zamanda bazı tarihi metinlerde de siyahi, yani Afrikalı kölelerin satışlarından bahsedilmiştir. Zaten Yeniçeri, devşirme sistemini bilen bilir.
Rönesans, Lutherian anlayış, reformllar, Magna Carta, Fransız devrimi, Viyana konferansı, aydınlanma çağı falan derken Avrupa zaten kendini geliştirdi. Zamanın süper guclerinden olan Osmanlı'nın hatta gerisinde olan ülkeler her alanda Osmanlıyı geçiyorsa bu işte bir iş var diye de düşünmek gerek.
Ben buna coğrafya diyorum. Avrupa'da Fransa, İngiltere, Prusya, Lehistan, Avusturya falan adamlar yerlerinde durmuyorlar ki sürekli rekabet var, birbirlerini yiyor adamlar.
Osmanlı önde olsa da rekabet yok, milliyetçilik yok... Bir imparatorluk ve rakipleri de geride kalmış cahil ülkeler. Zaten yüzünü de batidan dönen Osmanlı, Ronesans'i, aydınlanmayı her şeyi kaçırmış bir ülke... Ya coook şey var anlatılacak da Abdülhamit Hanım diye gezip duran tayfaya ne anlayabilirsin ki, romantik, fanatik cahil sürüsu. Vasıfsız bir torun şimdi etrafta geziniyor falan, salça satiyor, arkasından yuruyorlar, bazılari cidden insana kul olmaya, köpek olmaya gelmiş dünyaya. Konudan bağımsız şekilde yazdım bunları da kimse üzerine alınmasın lütfen.