Selam olsun,
Hepimiz biliyoruzdur lakin ara sıra izmaritin üzerine basıp ezdiğimiz gibi bu konuları gündeme getirip ezmek gerekiyor.
İlk olarak küçük şeyleri kafaya takmamayı öğrenmemiz gerekiyor. Bunu herkes biliyor ama kendi yaşadığı her şeyi büyük olarak gördüğünden küçük büyük ayrımını pek yapamıyor. Küçük şeyler kısa ve orta vadede unutulacak şeylerdir buna karşın büyük şeyler uzun vadede unutulacak şeylerdir. Dikkat ettiğiniz üzere küçük ile büyük arasındaki temel fark geçiş süreleridir. Ölüm dışında.
İnsanlar başkasının yaşadığına ne küçük bir sorun diye üstten üstten konuşurken aynı şeyi yaşamaya başladığında dünyanın en büyük sorunu olduğunu düşünüp hiç kimsenin onun gibi bu sorunu yaşamadığına, kendi yaşadığın yaşanabilecek en acımasız sorun olduğuna inanmakta.
Bu küçük 5 büyük 10 gibi matematik netlikte bir durum değil ama yine de insanın bu konuda biraz daha kendine hoşgörülü davranmalı.
Diğer bir zehir ise "ne derler?" şu soyuna kibrit suyu dökeceğimiz kimliği belirsiz elalem ne der endişesi ki hep en kötü şeyleri söylediğini düşünürüz. Size bir sır vereyim o elalem siz ne yaparsanız yapın bir şey diyecektir. Bunu engelleyemezsiniz.
İşin en acı tarafı elalem ne der? diye düşünüp hayatınızı buna göre yaşarken birçok yapmak istediğiniz şeyi yapmaz, olmak istediğiniz kişi olmazken elalemin hiç umurunda olmadığınızı fark ettiğiniz o an çok canınız yanar. Sadece 5 dakikalık bir sohbette geçen konudan ibaret olmaktan bu kadar çekinmek ve bu kabule göre yaşam sürmek belirli bir dönemden sonra ağır gelir.
Şimdi eeee ne olur diyeceksiniz en azından demenizi temenni ederim.
Olacağı şu; istediğiniz yaşamı ve olmak istediğiniz kişiyi ıskaladığınızdan mutsuz insanlar kervanına ekleneceksiniz. Sıkışmışlık ve baskı altında bir yaşam sürmek hele hele istediğiniz kişi olmamanın hissettireceği başarısızlık hissi ve mutsuzluk tüm ilişkilerinize yansımakla kalmayacak...
Umarım kendinize karşı daha hoşgörülü ve objektif olursunuz.
Sevgiler.