ben yine çınıktılık yapayım... 2000 küsur din var bildiğim kadarıyla. insanoğlu dna'sı gereği, teeee yıldırımdan ve gökgürültüsünden korkup açıklayamadığı dönemlerden beri, teeee ölen kabile üyelerinin üzüntüsünü ve yokluğunu açıklayamadığından beri kendisinden daha büyük güçlere inanmış ve olayları "onların" meydana getirdiğini benimsemiş. Loki'nin de dediği gibi "diz çökün... zaten bunun için yaratılmadınız mı"....

din şekil dğeiştirir. törpülenir. her ne kadar "değişmiyor" denilse de yorumlanır ve yüzyıllar içerisinde farklılaşır. örneğin faize karşı çıkan bir din toplu konut satışları için kredinin uygun olduğunu, enflasyondan düşük faizin uygun olduğunu söyler. normaldir de... fizik kanunları dışında hiçbirşey sonsuza dek sabit kalmaz. fizikte bile "kanun" addettiğimiz şeylerin zamanla daha alt detayları olduğu, farklı koşullarda farklı davranış modelleri gözlemlenebildiği gerçeği karşımıza hep çıkmaktadır. kütle çekimi, quantum, karadelikler, uzay zaman bükülmeleri... uzaylılar, yaratıklar....

din kavramı temelde insanları yaşadıkları toplumun tümüne VE teker teker toplum bireylerine zarar vermekten alıkoymak üzere geliştirilmiş bir ceza-ödül mekanizmasıdır. insan topluluklarının soylarının devamı için elzemdir. zira toplumlar bölünür ve dağılırsa başka toplumlar tarafından asimile edilirler. insan mağara dönemlerinden beri "topluluk" halinde yaşamanın yaşam süresini uzattığını, doğada sağ kalma olasılığını arttırdığını öğrenmiş ve genlerine işlemiştir.

tabii her daim bu işten kazanç sağlamaya çalışanlar olmuştur ve olacaktır. genel ahlak prensipleri ile kontrol altına alınamayan bu danranışları da "kanunlar" ile kontrol altına almıştır insanoğlu.

din yok olur mu... hayır... ama değişir... dünya üzerinde bile kıtadan kıtaya, ülkeden ülkeye ve hatta şehirden şehire bile din algısı değişir...


önemli olan şu... doğaya ve temel bilimlere dayalı bir hayat tarzını toplumu yozlaştırmayacak inanç sistemi ile birşeltirmek mi istiyorsun yoksa inanç sisteminii ilk sıraya yerleştirip dünyanın kalanı ile ilişkilerini kopartıp ruhani bir şekilde mi yaşamak istiyorsun. ikisini sentezlemek bir eğitim ve kültür birikimi gerektirir. hangi yolda ilerlemek istiyorsun....

ruhani konuları kendisi sentezlemeyen ve üçüncü şahıslardan öğrenen, "onların kendilerinden daha iyi bu konuları bildiğini" düşünen insanlardan mısın ? çünkü eğer öyleysen başkasının dediklerini yapıyorsan, düşünmeden onları takip ediyorsan sen "itaat edenlerdensin" ne topluma olan yararın sınırlı miktarda olacaktır. oysa toplumların ilerlemesi geleceğe atılan yeni adımlarla olur. aynı evrim'de olduğu gibi. eğer itaat edenler arasındaysan bunda bir sakınca yok. herkes başkaldırıcı değildir, sorgulayıcı değildir. Tam da tezat olarak tüm dinler "sorgulayıcı" olmayı buyurur. ancan "bilge kişiler" öyle buyurmaz. zira "o kişiler" bu düzenden beslenirler. sen itaatkar olarak aslında "din" öğretilerine değil "senden daha üstün olması imkansız olan" diğer insanlara itaat ediyorsun demektir.

tabii bu yazdıklarımın tam tersini yazıp bilimsellik yerine inanaç sistemini benimsemenin daha önemli olduğunu da yazabilirim.

zaten sorun da tam burada... her tarafa çekilebilen bir teori mi yoksa her konuşulup tartışıldığında kesin olarak aynı sonucu veren bir altyapı mı...

ben mi ne düşünüyorum... onu da kendime saklayayım