Merhaba arkadaşlar,
Ben 2009 yılından beri SEO ile ilgilenen birisiyim. Tabii bu ilgi, 14 yıl boyunca baki değildi. Yani iş güç, eğitim, ana meslek, farklı uğraşlar derken bazen 2-3 yıl koptum. Sonra tekrar günceli yakalayıp geri dönmeye çalıştım.
Farklı sektörlerde güzel deneyimler elde ettim. Sizlere 2010 yılından nacizane bir anımı şöyle paylaşayım;
WordPress kurup All in One SEO'nun ince ayarlarını yapıyordum, bulduğum birkaç iç optimizasyon tekniği vardı. Mesela bunlardan biri, Meta-Description'a girdiğim açıklama metnini ana sayfada metin olarak da geçirmekti. Sonra bir içerik ekliyordum. Milletin hayvan gibi dofollow blog backlinke abandığı dönemde 17 yaşında olmama rağmen çok zorlu diyebileceğim kelimelerde özgün makale yazıp, All in One SEO'nun alt kısımda çıkan meta title, description ve keywords'ünü de doldurup harika sıralama alıyordum. İçeriklerim direkt çok zorlu makale başlığı olmasına rağmen ilk sayfadan giriyordu. İtiraf etmeliyim ki, bunları bence o zaman kimse bilmiyordu veya çok az kişi biliyordu. Yiğit Konur'un SEO Teknikleri, Kaan Gülten'in de SEO Hocası blogunu her gün takip edip paylaştıkları taktikleri hatmederdim. Sonra üniversite ile beraber İngilizcemi de geliştirince İngilizce kaynakları da aynı şekilde tavaf eder oldum bir dönem.
Neden o dönem ki yaşımı belirtiyorum? Çünkü bence pazarlama stratejilerine ve dijital pazarlamanın gelir odaklı ana kullanım alanlarına yönelemediğim için kendimi harcadım. O zaman cidden daha kolaydı her şey. Bu keşfettiğim taktikleri sohbet ve mIRC sektöründe harcayacağıma, o zaman da zorlu diyebileceğim ne bileyim nakliyattır, filmdir vs. yardırsaydım köşeydim. Yine ufak tefek kazançlar elde ettim ama uğraşımdaki aslî unsur para kazanmak değildi.
Sonra yıl 2012 oldu. Google Caffeine, Panda, Penguen dalgaları... Dalgalanmalar... Herkes forumlarda, SEO bloglarında kendince doktor, cerrah olup SEO bilgileri paylaşır hale geldi. Ama bence yine basit taktikler vardı. Ne bileyim? Mesela spam yapılacaksa Allah'ına kadar WordPress'e SearchTerms Tagging kurup tüm Google'dan gelen hitleri etiket olarak kaydettiğinde vur-kaç yapabiliyordun. Ya da sağlam 1-2 siteden footer'ı bastığın gibi siteyi zorlu kelimelerde çıkartıyordun. İçerik bir madendi, ama bunun üzerinde duran kişi sayısı azdı. Daha emocu style takılanların "ßöyLe" yazmayı marifet saydığı, düzgün kalemi olanların entelektüel kabul edildiği, ChatGPT'nin icadına +10 yıl gerektiği dönemlerdi. Bence yine o zaman da keyifliydi.
Bakın gençler! Ya da yeni ilgilenmeye başlayan arkadaşlar; bahsettiğim dönemlerde daha böyle SEO analiz tool'ları yeni yeni gelişiyordu, Google Search Console'a Google Webmasters Tools denirdi, sıfırıncı sıra denilen öne çıkan snippet falan hak getireydi. Yoktu böyle şeyler. Ama o zamanlar Yiğit Konur ve Kaan Gülten'den sonra gözüme çarpan bir hocamız olmuştu ki burada nostalji yaparken bile değinmesem olmaz,
@cryptosam; Samet hoca. Kendisiyle birebir hiç diyaloğum yok, ama o hayali Google botu Rıfkı ile yarattığı mükemmel anlatım tarzıyla gerçekten insanın bakış açısına yeni ufuklar kazandıran yaklaşım teorileri vardı. 2012-2015 arası diyelim, yine güzel zamanlardı. Şimdiden geçmişe bakacak olursam tren kaçmamıştı.
Sonra haber siteleri patladı. Evet, bildiğiniz patladı. Özellikle Milliyet'e, yanlış hatırlamıyorsam Ensonhaber'e ana avrat sövmek ibadet kabul ediliyordu SEO dünyasında. Adamlar her aramayı domine ediyordu, sizin şu an hızlı index için kullandığınız Google News'in harbiden de Google News olduğu zamanlardı. Ne olacak bu haber sitelerinin tekelleşmesi diye alev alev yanıyordu sektör. Yine de üç beş parsanın toplanabildiği zamanlardı. Ki, geçenlerde
@Rothstein; hocamızın bir yazısına denk geldim, örneklendirme yaparken "2015'teki gibi kolay olsaydı" gibi bir cümle yapısı kullanmış. Yani düşünün. Ben burada bahsederken 2015'leri artık çöpleşmenin başladığı dönemler şeklinde nitelendiriyorum.
Gelgelelim, yazıyı daha fazla uzatıp tarihçeye devam edebilirim ama etmiyorum. Yıl olmuş 2024, ben şu anda son birkaç yıldır SEO'yu; underrated bir şarkının patlamış olmasından sebep kaçan hevesim gibi hissediyorum. Nasıl mı? Her şey artık klişeleşen, klişeleştirilmiş her şeyi biliyor ve yeni çıkan kavramlarla harman giden bu klişeleşme, herkesleşme, sıradanlaşma iyiden iyiye SEO'ya olan hevesimi kaçırdı. Öznel yaklaşımı bir kenara bırakacak olursam herkes aynı şeyleri bildiği, aynı şeyleri uyguladığı, yapay zeka meka işin içine girdiğinden yeni şeyler keşfetmek, emek vererek farklı bir şeyleri gerçekleştirip başarıya ulaşmak da zorlaştığından, iyice bu işin suyu çıktı. Tadı kaçtı. Ya da ben artık otuzlarında bir ihtiyarlığa doğru gittiğim için köreliyorum, enerjimi yitiriyorum, algı yanılsaması yaşıyorum.
Mesela eskiden şu yukarıda girizgahını yapıp yazdığım, anlattığım süreçlerde edindiğim tecrübe ve detayları webmaster forumlarında o dönemin genç jenerasyonunda kaç kişi bilirdi? Ama şimdinin SEO trendlerine gelin bir bakalım.
- WordPress'i kur, git Rank Math Pro al (All in One SEO'dan ve Yoast'tan daha iyi)
- GeneratePress ya da emsal bir temiz kodlanmış premium temayı al, kur
- Schema entegre et (benim zamanımda yoktu
Schema ne lan?
) - Heading tags (h1, h2, ...) etiketlerini ayarla
- Google'ın tarama bütçesi kısıtlı, bu yüzden Google News kaydı + Google Indexing API ile hızlı indexlemeyi sağla ya da tetikle (bizim zamanımızda sır gibi ping servisleriyle yapardık bunu)
- ChatGPT entegreli aracı botlardan birini satın alıp hayvan gibi özgün içeriği daya (yüksek kaliteli içerik olmazsa? aman ya s**tir et bazısı ChatGPT iyidir bazısı kötüdür diyor, çak gitsin)
- Rank Math ayarları için çekilen videolara ya da yazılan makalelere bakıp ayarla. Ya da 300-500 TL forumdan birine verip iç optimizasyonu yaptır (zamanında bulduğum iç SEO tekniklerini kimse bilmezdi
)
vs.
Şimdi bunları herkes biliyor, herkes yapıyor. Emekçi kardeşlerime, arz-talep dengesi içerisinde bunu isteyen kişilere ücreti mukabilinde uygulayan insanlara inanın lafım yok. Ama eski tat var mı? Eski heyecan? Eski bilinmezlik? Eski; sınırları zorlayabileceğim, başarının ucunun bucağının olmadığı o günler? Kimsenin bilmediği şeyleri keşfedebilecek olmanın dayanılmazlığı? Yok! Yok ulan yok!
Gençler, sevgili dostlar, sevgili Romalılar

Benden size ister bir abi, ister bir akran, isterseniz de sıradan bir insan nasihatı; herhangi bir alanda herhangi bir boşluk bulduysanız, kimsenin bilmediği şeyleri öğrendiğinize ve başardığınıza inanıyorsanız, bir alanda keşfettiğiniz potansiyelin üzerine giderseniz orada çok fazla şey yattığına inanıyorsanız, asla tuttuğunuz bu şeyi bırakmayın. Çünkü her şey, her an değişiyor. Ucunu bıraktığınız, ileride bir geleceğe ertelediğiniz, kendinizi her şeyi çözmüş ve bitirmiş sandığınız an yanılırsınız, kaybedersiniz. Çünkü teknolojinin, yazılımın, algoritmanın, gelişimin ucu, bucağı, sınırı yok. Önemli olan bulduğunuz fırsatları iyi değerlendirebilmek. Belki de ben bile şu an, bu yazıyı yazıp iç dökerken aslında bir şeylerin gerisinde kalıyor ve vakit kaybediyorum.