İyi geceler dostlar,
Öncelikle bu konuyu daha önce açmış olabilirim, emin değilim. Tekrar okuyanlar kusura bakmasın lütfen. Bu saatlerde insanın aklına düşüyor böyle şeyler.

2013 yılında asteğmen olarak askerliğimi yaparken Erdem isminde bir astsubay arkadaşım vardı. Çok da samimiydik. Yaş olarak emsaldik zaten.
Gel zaman git zaman benim askerlik bitti, onun mesleği tabii.
Halen sık sık telefonda görüşürüz, geyik muhabbetleri çeviririz.
Nişanlım (şimdiki eşim) ile alışverişteyiz. Erdem aradı. "Amaaaan" dedim hanıma, "şimdi hiç geyiğini çekemem valla, sonra ararım bir ara"

Tabi koşturmacada aramayı unuttum. Aradan 2 hafta geçti ve Erdem'in şehitlik haberi geldi.
Eğer açsaydım Erdemle son konuşmam olacaktı ve ben bu fırsatı elimin tersiyle ittim.
O gün bugündür iki eim kanda olsa telefonumu açar "acil değilse sonra ara" deyip kapatırım.
Siz de açın dostlar, sevdiğiniz, değer verdiğiniz, sesini son kez duymak isteyeceğiniz herkesin telefonunu açın.
Hangi konuşmanızın son konuşmanız olacağını bilemezsiniz.

Şehit olduğunda, eşi hamileydi. Bir oğlu oldu ve kendi ismini verdiler. Ruhu şad olsun.