A.AY adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ben meseleye böyle bakmıyorum hocam.
Yaratıcı gerçekten dünyaya müdahale etseydi, dünyada bambaşka bir sistem olmuş olurdu.
Yani şuan kim hangi dine inanıyorsa yüzde 100 doğduğu toplumdan dolayı o dini almıştır.
Siz İsrailde doğsaydınız Yüzdeyüz yahudi olacaktınız,
durum böyle iken şuan hak dinin islam olması, Allah katında tek dinin şuan islam olması,
Şuan müslümanlar dışında yaşayan herkesin cehennemlik olması bana saçma geliyor,
Kişi nerde doğacağını kendi seçmiyor ki,
Sonradan din değiştirenler olabilir ama bunu totale vurduğunuzda dünya nufusunun yüzde 0.0000001 bile değil.
Özetlemem gerekirse piyangodan çıkma inandığımız dinler yüzdeyüz doğru olmayabilir.
Tamamen tr de ki gibi ata dinine bağlı olmaktan geçiyor süreç.
Burada da büyük bir çoğunluk anası babası müslüman olduğu için müslüman oluyor, yada olduğunu zannediyor.
Kaç kişi Allah ın varlığını sorguluyor? Sorgulamadığınız, var yada yok olduğuna kanaat getiremediğiniz bir şeye de iman etmek lafta kalıyor.

Sorunuza gelecek olursak, Allah akıl ve fikir vermiş. Dünyanın farklı coğrafyalarında doğup da kendi dinlerine inanmayan insanlar var.
Hristiyanlık ve musevilikte de kutsal kitapların din adamları tarafından yazıldığını biliyorlar. Yani tahrif olduğunu kabul ediyor. O zaman orada bir şeylere uyanması lazım. Aynı kafayla müslüman olsan da müslümanlığın söz de kalır.
Ama tabi Kur-an tahrif edilmemiş. Binlerce yıldır hıfzedilerek günümüze ulaşmış.

İslamın ulaşmadığı yerlerde yaşayan insanların cehenneme gideceğini size kim söyledi?

Hiçbir kavme tebliğ etmeden ve onlara hüccet ikâme etmeden azap etmemesi, Allah -azze ve celle-'nin adâletindendir. Zirâ Rab Teâlâ hiç kimseye zulmetmez.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

وما كنّا معذّبين حتى نبعث رسولا[ سورة الإسراء الآية: ١٥]

"Kim doğru yolu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur (bunun sevabı kendisine döner). Kim de doğru yoldan saparsa (bâtıl yola uyarsa), bunu ancak kendi aleyhinde sapmış olur (bunun da azabı kendisine döner). Hiçbir günahkâr nefis, başka günahkâr nefsin günah yükünü üstlenmez. Biz, bir elçi (peygamber) göndermedikçe hiç kimseye azap edecek değiliz (onu cezalandırmayız)." (İsrâ Sûresi: 15)

Kafirler arasında da ayrım vardır. Zalim kafir ile cömert kafir bir değildir. İnsanlığa faydası olmuş, iyi işler yapmış kişiler büyük bir azaba çarptırılmaz. Hele hele islam ulaşmamış ise yükleri daha da hafif olur.

Peygamber Efendimiz’in gelişinden sonraki insanların durumu hakkında ise; İmam Gazali (ra) şöyle bir sınıflandırma yapar ki, bu sınıflandırma günümüzde İslam’dan habersiz olanların akıbetlerini merak edenler için de bir cevap niteliğindedir. İmam Gazali şöyle demektedir:

Peygamber Efendimiz’in (asm) gönderilmesinden sonra, inanmayan insanlar üç gruptur:

Grup: Peygamber Efendimiz’in davetini duymamış ve kendisinden haberdar olmamış kimselerdir. Bu sınıf kesin olarak cennet ehlidir.
Grup: Peygamberimiz’in davetini, gösterdiği mucizelerin durumunu ve güzel ahlâkını duymuş olmakla birlikte iman etmemiş olanlardır. Bu sınıf da kesin olarak cehennem ehlidir.
Grup: Bu iki derece arasında bulunan sınıftır. Hz. Peygamberin (sav) ismini duymuşlarsa da vasıf ve hususiyetlerini duymamışlardır. Daha doğrusu bunlar, Hz. Peygamberi—hâşâ—peygamberlik iddiasında bulunan biri olarak tanımışlardır. Peygamber Efendimiz (sav) hakkında, bu olumsuz bilgilerden başka hiçbir şey duymamışlardır. Kanaatime göre bunların durumu, birinci grupta olanların, yani Peygamberimiz’i hiç duymamış olanların hâli gibidir. Çünkü bunlar Peygamberimiz’in ismini, haiz bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikati araştırmak için, insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez.

https://www.zaferdergisi.com/makale/...eti-nedir.html

Kulaktan dolma bilgiler ile kendimizi şartlamayalım. Biraz araştırırsak daha doğru bilgilere ulaşırız.