20 Ocak 23 Güncellemesi
Arayı açmışız

Bir güncelleme yapalım,
GENEL NOTLAR
Bu sefer rakamlar paylaşmayacağım. Sonraki paylaşımlarda hallederiz onu.
Bugüne kadar foruma hep telefondan girdim. O yüzden yazılar pek detaylı olmuyordu. Aslında çoğu kişiye göre uzun yazıyorum muhtemelen. Ama bahsetmek istediğim detaylara giremiyordum. Hazır girmişken bahsedeyim biraz. Derli toplu şeyler yazmayacağım. Her paragrafı bağımsız düşünceler gibi düşünebilirsiniz. Muhtemelen yazdıklarım çok gelişine olacak. Anlamadığınız yer olursa sorabilirsiniz ne demek istedin burada diye

)
Sosyal Medyaya Bakışım
1998 yılından beri internet kullanıyorum. (85'liyim) Sosyal medyanın atası Blogger'dır. Ondan önce sosyal medyaya benzer tek sistem forumlardı. Blogger'ın açıldığı yıl blog açtım. O sene de blogum ünlü oldu. Nahnu filan arkadaşımdı (şu an kendisi Türkiye'nin en büyük reklam ajanslarından birinin sahibi). -Aslında o dönemden bugüne sosyal medyada ünlü olan hayli kişiyi birebir tanıyorum- Adsense ilk açıldığında Google'dan 100 dolarlık kağıttan çek geldi eve. Annemler korkmuştu Google'dan mektup gelince acaba ne yaptı diye

Facebook'u da çıktığı sene açmıştım. Twitter hesabım ise 2009 tarihliydi. Ancak 2011 yılında prensip bir karar aldım. Ve bütün sosyal medya hesaplarımı kapadım. O tarihten sonra da açmadım. Sadece 2017 yılında iş sebebiyle 6 ay kadar instagram kullandım. İşim bitince kapadım. Yani şahsi olarak sosyal medya kullanmıyorum. Halen de öyle. Aslında genel olarak, insanların ne yaptığını merak etmiyorum. Merak edersem de, arayıp soruyorum nasılsın diye. İnsanların yaptıkları şeyleri paylaşması garip geliyor. İş için yapanı anlıyorum. Ama öbür türlü garip geliyor. Hala görünür olmayı sevmiyorum. Ama iş yapma açısından sosyal medya ilgimi çekmeye başladı geçen seneden itibaren. Kendi alanımdaki işlerden sıkılmamın da etkisi olabilir tabi.
Youtube işine girerken 1-2 popüler içerikleri ve işin ekonomisini inceledim. Türkiye'nin ünlü Youtuberlarının çoğu da arkadaşım. Onlarla da konuştum. Herkes bambaşka şeyler anlattı. Ama benim vardığım kanaat onların çok daha dışında bir şey oldu: Sosyal medya bir çöplük. Bir gürültü alanı. Aynı anda her alanda bir sürü şey anlatılıyor, gösteriliyor. Bu platformlarda kalitenin değil, algoritmanın hükümdarlığı sürüyor. 3 prensip belirledim:
1- İstiktar: Düzenli içerik paylaşmak. Her gün beyaz bir duvarı at. Onun bile alıcı çıkar.
2-Standart: Evet, kalite önemli değil ama, standart önemli. Kötü bir sesle içeriğini izlemek isteyen insana bile izleyemezsin.
3-Kolay Arz: Ürettiğin şeyin eline ayağına dolaşmaması, zaman ve finans olarak sana pahalıya patlamaması gerekiyor. Böylelikle başarılı olmazsa problem olmaz.
Benim için tamamen bir iş bu. En ufak gönül bağım yok açıkçası. Ama öğrenme kısmından cidden keyif alıyorum. Neyin işe yaradığını, niye işe yaradığını anlamak güzel. Bu kısmını sevdim işin. Başarı ya da başarısızlık kısmı çok umurumda değil. Hayatımın önceki kısmında yeterince başarı yaşadım. Sosyal medyada da eksik kalsa üzülmem. Ama bir işe girip başarılı olmak da fena olmuyor. Bunun için çabalamaya devam ediyorum.
Neyse. Sosyal medyada iş yapmaya karar verdikten sonraki son 2 iki ayım her şeyi baştan öğrenmekle geçti açıkçası. İlk mesajımda, kendi alanımda profesyonel olduğumu söylemiştim. Yani elim kalem tutar, yazabilirim. Kameradan anlarım. Kurguda iyiyimdir. Zaten iletişim fakültesi mezunuyum. Ama sosyal medya işine girince,bunların hepsini baştan öğrenmek zorunda kaldım. Tabi ki ilk kez bunlarla karşılaşan birisi gibi olmuyor. Hızlı öğreniyorsun. Ama benzer alanlardaki deneyimlerim burada çalışmadı.
İlk şoku Tiktok'ta yaşadım. Türkçe Proje olarak bahsettiğim projenin ilk 3-4 videosunu kurguladım, tiktok'a attım. Hiç izlenmedi. İzlenmedi derken baya 200-300. Neye uğradığımı şaşırdım. Aslında buna psikolojik olarak hazırdım, ama nedenini anlayamadım. Çünkü o kurguyu TV'ye versem, yayınlarlardı. Sonra bir videom yürüdü. Onu inceledim. Diğer yürüyen işlere baktım. Tekrar kurguladım. Sonra tekrar. Sonra tekrar. 4. kez kurgulayıp attım videoyu ve 650 bin izlendi. Bu bir başarı hikayesi değil. TikTok izlenmeleri finansal olarak hiçbir şeye yaramıyor. Bu yüzden bu bir öğrenme hikayesi. Tiktok'un deneyselliğini sevmeye başladım. Benim için deneme yanılma alanı. Orada başarılı olan bir şey, Youtube hariç, diğer platformlarda da başarılı oluyor. Türkçe projeyi şimdilik aşırı yavaş ilerlettiğim bir sürece aldım. Daha önce de bahsettiğim gibi, o işe ciddi para harcadım. Kurgularını yeni tecrübelerimle yapmak istiyorum. Kapaklar, paylaşımlar vs, ben biraz daha kendimi geliştirdikten sonra daha iyi olacaktır. Tiktok'ta yüzbinler izlenen videolar, Youtube'da 20 binde kalıyor. Mantığını çözemedim henüz.
Teknik Şeyler
Global kanal fena gitmiyor. Ama onda da başta aldığım prensip kararlardan birine uymadım. İstikrarı bozdum. Ve gidişatı umursadım. Kanala düzenli olarak video atarken bir video yürüdü. 2 haftada 200 bin izlemeyi geçti. Diğer videolar gözüme batmaya başladı.Bazılarının analizleri çok kötü görünüyordu. Düzenli video atmayı bıraktım. İstatistikler tepe takla düşmeye başladı. Günlük 38000 görüntülemeden 2000 görüntülümeye düştüm. O kadar.
Hata olabileceğini düşündüğüm şeyler: 1000 izleyiciye ulaşmak için çok fazla short attım. Kanal farklı alanlarda temaya sahip olsun diye bana göre aynı başlığa sığabilecek ama youtube'a göre sığmayabilecek temalarda videolar attım. Yapay zekada yaptığım kapaklar video ile her zaman tam uyumlu değildi. Video görüntüleme yüzdem düştü bazı videolarda. Hepsiyle de ilgili olabilir. Olmayabilir de. Bunları not aldım kenara sadece.
Neyse tek bir video izlenirken, yeni video atmak mantıklı gelmedi. Kapaklarla oynanamaya başladım. Sonra bazılarını liste dışı bıraktım. Sonra aynı videoları tekrar yeni başlık, yeni açıklama,yeni etiketler ve yeni kapaklarla yayına aldım. 3-5 günlük mevzu. Sonuç alırsam söylerim.
Sıkıntı şuydu: Kanal video izleme ortalaması 2:40 (ortalama 8 dk videolar). Konuşma olmayan bir kanal olduğu için kurguda yapabileceklerim de sınırlı. Başlık ve kapağa izleyicinin duygusal bağ kurabileceği bir şeyler koyarsam izleyicilerin izleme sürelerini arttırabilirim belki diye düşündüm. Örnek vereyim: Yaşlı bir kadın var videoda, tarhana yapıyor diyelim. "Geleneksel Tarhana Yapımı" yerine, "Köyde Tek Başına Yaşayan Teyzenin Yalnızlığı" gibi düşünebilirsiniz. Tarhana zaten kapakta bir yerlerde yer alıyor. Gelen tarhanaya değil, teyzenin haline üzülmeye gelsin gibi bir mantık... Deneyip göreceğiz sonuçları.
Diğer Projeler
Yemek projesinde doğru formatı bulamadım henüz.3 farklı format denedim. İzleyiciye geçmiyor. halen fikir arıyorum açıkçası.
Yapay zekaya sardım. İngilizce bir tarih kanalı açtım geçen hafta. İlginç şekilde istatistikleri fena değil. Elevenlabs'ta seslendirip atmıştım. Devam ederim sanırım. Bunu iş için değil keyfine yapıyorum zaten. Youtube gelir kapısını açarsa da, ne güzel olur.
Yapay zeka seslendirme ve görselleriyle 2 kanal daha açacağım. Alanları da söyleyeyim: Teknoloji Mizahı ve Korku. İngilizce olacak tabi ki kanallar. Bunlar da biraz keyfine açıkçası.
Özetle şu sıra hem biraz dağıldım. Hem de kendimi geliştirmeye odaklandım. Ama işleri yürütmeye de çalışıyorum. Alkolü azaltmam, odaklanmayı çoğaltmam lazım
Son bir not. Bunları kendim için yazıyorum aslında. Ama arada birilerinin de işine yararsa ne güzel. Bir ara, daha derli toplu bir "yolculuktan şu ana kadar neler öğrendim" yazısı yazarım. Daha teknik ve bu işlerle uğraşmak isteyenlerin işine yarayacak şeyler.