Odabaşında oturuyorduk. macrocenterin hemen yanında. 4 bilemedin 5 yıllıktı binamız. biz yeni taşınmıştık. 7 aylık evliydik. bina yıkıldı, enkaz altında kaldık. karım, canım, geçmişim ve de geleceğim... 4 saat sonra kollarımda can verdi. beni de 12 saat sonra yaralı çıkardılar.

hissizleştim. inanın, hissizleştim. 10 ay oldu bugün. 10 aydır mücadele etmeye çalışıyorum. kalktım tek başıma izmire geldim. çünkü, karım son nefesinde dedi ki; "hayallerimizi gerçekleştir, söz ver bana..." bir işe girdim, bir ev tuttum. tedavilere başladım. gayet de iyi gidiyor aslında ama bir sorun. nasılsın diye bir sorun...

eksiğim. o kadar eksiğim ki... canım yanıyor. gerçekten. tam anlamıyla canım yanıyor. uyku ilaçları, antidepresanlar, alkol ne varsa kullanıyorum. sanki çift hayatım varmış gibi. sabah 08.30la 18.00 arasında bambaşka biri. akşam 18.01'den sabah 8e kadar bambaşka biri. Bir yanım hayallerimizi gerçekleştirebilmek için var gücüyle savaşırken diğer yanım yerle yeksan durumda. eşimin evlatlık olduğunu depremden sonra öğrendim. Ne fark eder ki? Ben yine onu deli gibi severdim. Ama, bir ömür boyunca gerçeklerin ondan saklandığını şimdi diğer tarafta tek başına öğrendi. Eminim ki çok üzülmüştür. Sevdiği insanların gerçeği ondan,benden sakladığına. Ve ben onu hiç üzgünken tek bırakmadım. Ve şimdi gidemiyorum. Kalamıyorum da...

Ne diyebilirim ki... O gece boğazımda hiç yutkunamayacağım bir gece oldu. Dilerim ki, allah düşmanıma bile yaşatmasın.