Yahu börek konusunda börek esprisi yapıyorum Kfc den mi korkacağım gel be Emirim sana feda olsun Kfc ler
Hocam alt tarafı aynı mal bir yerde 10 lira, bir yerde 20 lirayken başka yerde 30 lira dedim demez olaydım

Aynı malı başka yerde 10 lirayken 30 liraya satmak katma değer üretmek midir sence? Benim bildiğim eğer bir malı alırsan örneğin zeytini ve bu zeytini sıkıp zeytinyağı yaparsan katma değer katmış olursun, benzer maliyetle alınan bir ürünü başkasından birkaç yüz metre ötede 3 katı fiyatına satmak herhangi bir katma değere girmez çünkü ürün aynı ürün, olsa olsa ticaret der serbest piyasa der hadi en olmadı karaborsa der geçeriz ama asla katma değer diyemeyiz. Hele hele tarladaki portakal ile kıyaslamayı asla kabul etmiyorum, çiftçi kendi maliyetini ve karını ekliyor, ondan alan kabzımal kar koyup yakıt ve zaman maliyetini ekleyerek hal'e satacak, hal kendi maliyetlerini vergisini eleman masrafını ekleyerek satacak ee haliyle ortaya bir fark çıkacak tabi bizim memlekette fark biraz abartılı çıkıyor ama bu örnek aynı çekirdeği 10 liraya satan ile 30 liraya satan arasındaki farkı açıklamıyor.
Ayrıca son kullanıcıya yakınlık ile de alakası yok, 3 harfli marketlerin tüketiciye ulaşması diğer marketlere göre çok daha kolay çünkü şube sayıları çok fazla ama tüketiciye yakın oldukları için astronomik fiyat çekmiyor, bazen sürümden kazanırsın, tüketiciye yakınsan bile kar marjını düşürüp daha fazla müşteri hedeflersin. Her son tüketiciye yakın olan yüksek fiyat çekse halimiz ne olurdu. Havalimanı, terminal, plaj vs. maliyetlerinin yüksek olduğunun bende farkındayım, Şile'de evet orada da haklısın ama ben o kuş uçmaz kervan geçmez yerdeki dükkanın boş kaldığı günlerin maliyetini karşılamak istemiyorum ve ayrıca kiraları da ona göre düşük seyrek nüfuslu yerlerin ana bir tekellik durumu olabiliyor bunu belirtmek istedim örnekte çünkü rekabet yok, ne fiyat koysa satılacak, müşteri beğenmedim almıyorum dese 10 km yol daha gidip başka market arayacak, yakıt parası yüzünden ve zamandan kaybedecek bu sefer.
Ticaret = fırsatçılık tanımına da asla katılmıyorum, ticaret fırsatçılıktır demek tüm ticaret yapanları zan altında bırakır, fırsatçı durumuna düşürür. Yeşilköy örneğinde de dediğin gibi ben çekirdeği 10 liraya alıp çantasına koyan taraftayım fakat illa bir ihtiyaç çıkıyor, su almak gerekiyor, içecekleri soğuk bulmak gerekiyor vs. yani bir şekilde o kazık fiyatlı bakkala giriyorsun. Demek istediğim yer Yeşilköy sahile inmek için Rönepark'ın orası İspark'ın tam karşısında sıradan bir binanın altında bulunan sıradan bir bakkal, gel geç müşterisi çok olduğu ve genelde bir gelenin tekrar kolay kolay gelmediği yani ihale yok bir şey yok, sözleşme falan yok öyle normal bir dükkan, plaj için ihaleli bir yer değil tek artısı konumu ve bu konum ile çevrede başka benzer işletme olmamasının yani tekelleşmenin ekmeğini yiyor kısacası. Tüm zeytinyağlarını toplama örneğine benzer bir durum hatırlıyorum sanki, sanıyorum onlarca yıl önce kontratlı gümüş almış bir kişi ve hepsini fiziki olarak talep etmiş, piyasadan tüm gümüşü toplamış ve kontratlar fiziki talep edilince piyasada da talep patlaması yaşanıp gümüş fiyatlarını uçurmuş hayal meyal hatırlıyorum enteresan gelmişti aklımda kalmış. Bu örnekler serbest piyasadan ziyade tekelleşmeye güzel örnekler.
Bir ürünü 300 metre ötede 2 katı fiyatına satmak katma değerdir.
Burada 300 metre yürümek istemeyenler için bir katma değer yaratılmıştır.
Sahil kenarındaki market ile sahile 300 metre uzaklıktaki market arasında yürüyerek 5 dakika gidiş 5 dakika dönüş 10 dakika yol farkı vardır.
Bu mantıkla deniz görmese bile deniz kenarındaki evlerin de denize 300 metre uzaklıktaki deniz görmeyen diğer evlerle aynı fiyatta olması gerekir.
Ama değil çünkü talep var, çünkü birileri denize 5 dakika değil 30 saniye uzaklıkta olmak istiyor.
İnsanlar kendilerine ya da bulunmak istedikleri yere daha yakın mala, hizmete eve daha fazla ücret ödemek isterler.
Burada yaratılan katma değer mekan faydasıdır.
Senin mantığınla 300 metre ötedeki market aynı ürünü neden yarı fiyatına satıyor diye sorabiliriz?
Oysa toptancısına 3-5km yol gidersen aynı çekirdeği çeyreği fiyatına da alabiliyorsun.
Yani ürün sana ve senin bulunmak istediğin yere yaklaştıkça mekan katma değeri artıyor, oysa sen ürünün ayağına gidersen ürün ucuzluyor.
Büyük marketler ile küçük marketleri kıyaslamamak lazım, kapitalist sistemde daha büyük sermaye daha büyük operasyon daha düşük parça başı maliyet sağlıyor.
Büyük marketler çoğu zaman küçük marketlerden ucuza mal satarken küçük marketlerden daha yüksek kar marjına sahip oluyorlar.
Çünkü büyük marketler bilinen markaların çok az ürününü buludururken çoğunlukla kendilerine özel taşeron markalar ürettiriyorlar.
Bu sürümden kazandıklarından ziyade, kendilerine özel fiyatla, kendilerine özel kalitede, kendilerine özel markayla ürün ürettirdikleri için büyük fiyat avantajı sağlıyorlar.
Ayrıca sıradan marketlerin alıp sattığı meşhur ürünleri de büyük sermaye ile daha uzun vade ve daha düşük fiyat ile alıyorlar.
Sıradan markete gelene kadar bir ürün 2 aracıdan geçerken 3 harfliler kendi dağıtım ve tedarik ağları ile doğrudan üreticiden alıp aracıların karını da kendileri alıyorlar.
Yani aslında indirimli olmalarının nedeni zaten normal esnaftan kat kat indirimli aldıkları için indirimle satarken de esnaftan çok kar edebilmeleri.
Şiledeki dükkanın boş kaldığı dönemin maliyetini karşılamak istememene hak veriyorum.
Bunun yolu basit. Şile'ye kampa giderken hiç bir şeyi unutmadan tüm ihtiyaçlarını yanında götürmek.
Ama insanlar ya bir şeyler almayı unutuyorlar ya da bir şeyleri taze almak gerekiyor.
O market de boş kaldığı dönemin parasını senden benden çıkarma karşılığında hizmet veriyor.
Eğer gerçekten herkes ihtiyacını yanında götürürse o market ya fiyat düşürerek batar ya da mal satamaz ve batar.
Yani o marketin açık olması aslında bir ihtiyacı karşıladığı için hala ayakta olduğu anlamına geliyor.
Senin dediğin gibi müşteri pahalı bulduğu satıcı yerine başka bir satıcıdan ürün almak istediğinde 10km yol yürüyecekse, ya da yakıt parası harcayacaksa aslında o satıcı bir katma değer yaratıyordur.
Çünkü gerçekten 10km ötedeki satıcıya gitmeye değecek kadar fahiş fiyat çekse insanlar gerçekten 10km ötedeki satıcıya gidebilirler.
Bir bakkal tekel olamaz. Hele hele şehir içinde hiç tekel olamaz.
En fazla 500 metre ötedeki daha ucuz markete gitmeye üşenen alıcılar vardır.
Ve o bakkal herhangi bir ürüne 500 metre yürümeye değecek bir fiyat çekerse insanlar 500 metre yürürler.
Gümüş örneğin de Hunt Kardeşlerin 1980 yaptıkları operasyon.
O hikaye yeniden gerçek olabilir mi diye düşünüyorum bir kaç küçle gümüş atıp koysam mı kenarı diye.
Amerika 1970'tedoların altın rezervi ile bağını kopardıktan sonra altın ve gümüş türev piyasalarda kağıt üzerinde satılmaya başlamış.
Ve türev piyasalarda altın ve gümüş dolar karşısında değerlenip doların kıymetini düşürmesin diye kağıt üzerinde altın gümüş satılarak fiyat baskılanmış.
Bunu gören petrol milyarderi bir babanın çocukları 1980'de milyar dolarlık servetlerini ve yüksek itibarlarıyla çektikleri kredilerini kullanarak dünyadaki gümüş rezervinin %30 kadarını senelerce stoklamışlar.
Gümüş fiyatları 4 dolardan 50 dolara çıkmış. Bu dönede altının onsu da 850 dolara çıkmıştı ki hala aynı reel seviyeye gelemedi, belki bu sene o seviyeyi yakalar.
Sonra Sam Amca benden büyük manipülatöre izin vermem demiş, bu adamları yargılamış, kongre önünde azarlamış, gümüş stoklarını satma ve para cezası vermiş.
5 sene sürmüş adamların stokladıkları tüm gümüşleri piyasaya satmaları, fiyatlar düşmüş, ve servetlerini batırmışlar.
Bugün de aynı durum söz konusu paper to silver oranı 1/250.
Amerika'nın dış borcunu dolar basarak finanse etmek için altın ve gümüşü türev piyasalarda kağıt üzerinde satarak baskılıyorlar.
Yani bankalarda ve finansal sistemde her 1 gtram gerçek gümüşe karşı 250 gram kağıt üzerinde gümüş satılmış.
Elektrikli otomobillerde 50gram ve güneş panellerinde 20 gram kadar gümüş kullanılıyor.
Yani gümüşün sanayide kullanımının artması ile gerçek gümüş talebi artıyor ama arzı giderek düşüyor.
Dünyada bütün araçlar elektrikli olduğunda dünyanın gümüş rezervlerinin çeyreği bu arabalarda olacak.
Rus, Çin ve Hindistan merkez bankaları altın rezervlerini arttırıyorlar.
Yani birileri zeytinağı fiyatlarını patlatmaya hazırlanıyor gibi bir hava var...)))