LG seni hayattan bezdirir. servis falan yok. iki tip lg var. birisi türkiye distribütörü garantisinde diğeri avrasya elektronik garantisinde. anlayamıyorsun hangisi olduğunu. televizyon bozuluyor, lg'ye telefon ediyorsun, diyorlar ki "bu bizim garantimiizde değil". kek gibi kalıyorsun ortada. aman ha.. sakın... ayrıca servis elemanlarını eve sokmaya korkarsın, o derece yani...
phillips çıkma parçaları yeni yedek parça diye onarımda kullanıp müşteriye satmasıyla meşhur. servis diyor ki onarım bedeli atıyorum beşbin lira, tanıdığın bir tamirci beşyüz liraya hallediyor.
vestel desen yazılımı berbat. menüler falan çamur gibi. internetten hazır, bedava bir televizyon işletim sistemini yükleyip sana satmışlar gibi. tek bir paneli iyi, o panel de samsung zaten.
samsungun da paneli güzel zaten sadece. geldiklerinde "akım korumalı priz olmazsa garantiyi başlatmayız demelerinden belli. hırlarsan, hakem heyetlerinde hakkını aylarca ararsan o durumu aşabilirsin. bu arada akım korumalı priz dedikleri şey, içerisinde fazladan 20 liralık bir parça olan uzatma kablosu. servisler kendilerince adam soyuyorlar, kimse de dur demiyor.
youtube'da adem helvacı isimli bir arkadaşın kanalı var. hem eski teknik servis hem de tüketici heyeti başkanı, onun kanalına bak derim. sorarsan cevap da veriyor.
benim sonraki televizyonum kesin a101'de satılan bir televizyon olacak, bekelnmeyecek kadar güzel panelli televizyonlar getiriyorlar.
birkaç yerde daha yazdığım gibi... unutma ki bu televizyonları aslında satın almıyorsun. bunların belirli bir ömürleri var. sonrasında tv bozulmasa bile yazılım güncellemeleri kesiliyor. yeni çıkan video codec'leri falan sebebi ile disklerden film oynatamıyor. youtube güncellemesi gelmediği için videolarda kasılıyor ve saçmalıyor. yani kontrollü yaşlandırma yapıyorlar. zaten hiçbir tv son güncellemeler ile gelmiyor, kurulum yaptığında başlıyor yüklemeye... çünkü güncelleme sonrasında yavaşlıyorlar.
bu çerçevede bakarsan aslında televizyonu kiralamış oluyorsun. güzel bir televizyon alıp beş sene onunla başbaşa kalıp bozulduğunda ve/veya işe yaramaz hale geldiğinde "vah vah ne yapacam ben şimdi" diye dövüzeneceğime ucuz bir tane alıp iki senede bir değiştirmeyi tercih ederim. hepsi birbirinden beter. unutma ki bu televizyonları dolara çevirindiğince aslında dünyadaki çöp ürünleri alıyoruz. çünkü para ona yetiyor.
servisleri düzenleyen doğru dürüst bir sistem yok. yetkili temsilci firmalar servisleri kontrol etmiyor. 10bin liralık tv de alsan 100bin liralık da alsan bu iş böyle. sorun çıktığında herşey tüketici hatası oluyor. şebeke hatası oluyor.hakem heyetleri işi çözüyor ama sen altı ay bir sene televizyonsuz kalıyorsun. firmaların mantığı "uğraşanın televizyonunu değiştirim, kalanlarısallarım, bıkar giderler yada hiç uğraşmazlar".
unutma ki bu iş mahkemelerde çözülüyor ve doğru dürüst çalışan işleri hızlı çözen bir hukuk sistemi yok.
ben derim ki bu coğrafyada en ucuzunu al gitsin. zaten 4k televizyonu ne yapacaksın, 4k yayın yok ki... youtube'dan mı 4k yayın izleyeceksin, o yayını gösterecek işlemciye sahip televizyon da yok internet altyapısı da. hepsi yalan. ben 4k film indirip izlemeye çalıştım yukarıda yazdığım her marka televizyonda. hiçbiri göstermiyor. ileri geri gidemezsin birşey yapamazsın, alet iki saat kitlenir kalır.
benden söylemesi. türkiyede seçmesi en zor şeylerden biri televizyon. tamamen şansa kalmış.