Çok pis fabrika kurar, geleceğini planlarım. daha karşımdaki "yapsam mı etsem mi" derken nasıl ve ne sürede yapılabileceği kafamda kendi kendine oluşur. nereden ne kazık gelir, kim ne sokar her türlü kötü senaryo gelir aklıma. ama düşünce olarak gelmiyor, sesli falan düşünmüyorum yani... odanın köşesinde beliren bir sandık gibi düşünün. sanki hep orada. kafamı çevirince göreceğimi biliyorum. her pis duruma karşı çaktırmadan önlemler alıp bir kenara atarım. hele hele karşımdakinin beni kullanmaya çalıştığını farkedersem.... her daim kazançlı çıkarım. bilerek yapmam aslında... olaylar da hep benim işime geldiği gibi gelişir... iş büyüdükçe daha da güzel oluyor bu işler... bu durumu önce ayakkabı fabrikası kurarken farkettim. sonra ilaç sektöründe birkaç iş, yazılım konusunda baya baya bütük birkaç proje ve en son da kartlı ödeme sistemleri işi... yurtdışı ayağı varsa daha bir lezzetli oluyor. bizimkiler buralarda takdir etmez böyle şeyleri...

tersi de var tabiii... acayip metematik formülü çözeim ama üç beş tane sayıyı toplayamam, hesap makinası kullanırım. hatta excel. borsadan geçimimi sağlarım ama ne elimdeki portföyü ezbere bilirim be de maliyetleri ve adetleri. kalmaz aklımda. hiçbirşey ezberleyemem. gözüme soka soka banka şifreni kullan yanımda saniye geçmeden kaybolur aklımdan. isimleri, soyadları sanki hiç öğrenmemiş gibiyimdir. biunları öğrenmek için biryerlere yazmam gerekir. ama teknik birşeyler göster bana, on saniye göreyim, eve gelip yaparım aynısını.

acayip dimi....

diyeceksiniz ki "ulen ne zaman yaptın bunları".... yaş 54 ey arkidişler... olsun o kadar