arkadaşlar, bu hep var olan birşey. genel adı kara para ama aslında kara para denen şey "devletin haracını alamadığı para" demek.
öncelikle hangi devlet, nerede, kim gibi sorular çok önemli. mesela bizde obazı bitkilerin satışı yasak ama California'da serbest. biz buna kara para diyoruz ama orada kredi kartı ile satılıyor. Japonya keza öyle, orada lise öğrencilerinin sınavlara çalışmak için aldıkları ilaç bizde yasak ve o işten kazanılan para kara para oluyor. Kumar bizde yasak ve kara para ama Kıbrısta değil, Las Vegas'da değil. Kumar oynamak ve oynatmak yasak ama devlet haracını alınca hem piyango hem de at yarışı oynanabiliyor
bir de yurtdışında kazanılan, orada depolanan paralar var. çünkü adam kendi ülkesine getirirse devet cebe indirecek. o para mesela Malta'da durduğu sürece güzel para, iyi para ama adamın kendi ülkesine gelince kara para oluyor. kara para yakıştırması, devletlerin paranın çoğuna el koyabilmek için ürettikleri bir sıfat.
bir de savaş zamanlarında üst düzey insanların(!) yurtdışına kaçırdıkları paralar var. yarın öbürgün yargılanırlarsa mahkemeler el koymasın diye. bu para da mesela ada ülkelerinde durunca iyi ve güzel para. üst düzey insanlar yerli yerindeyken güzel ve iyi para. ama o insanlar yargılanıp kaçtıklarında adı kara para oluyor. sadece bir sıfat.
kimse "bu parayı neden kazanıyorsun", "nerede depoluyorsun", "sana kim yol verdi" demediği, demek istemediği zaman yakıştırılan bir sıfat "kara para".
bir internet sitesi açtın... borsa analizleri yayınlayıp yatırım tavsiyesi veriyorsun. burada yapamazsın çünkü yasak. ama Maritius'da yasak değil. orada şirketini açıp, varsa(!) vergini verip bu işi yapıyorsun, kimse karışamıyor. ama parayı buraya çekip ev almak istersen olmaz. kara para. ama sen taşınıp gidersen güzel ve iyi para...
demem o ki bu çizgiler biraz muğlak. Ancak şurası muhakkak ki çok büyük oyuncular olmasa bu insanların hiçbiri bu kadar para kazanamaz. Yol veren olmasa yaptırtmazlar, kazandırtmazlar..
çok da ilginç bir durum var... bu insanlar o ödeme istemlerini nasıl aldılar. bu kartlı ödeme sistemlerini veren banka ve şirketlerin risk departmanları çok sıkı çalışır. programlar sürekli tüm işlemleri takip eder, risk değerlendirmesi yapar, alışılmışın dışında durumları tespit edip yöneticilere bas bas bağırarak bildirir. nasıl bir yaptırım gücü vardır ki, nasıl bir telefon gelmiştir ki bütün şirket bu işlemlere göz kapatmış ve kulak tıkamıştır. bu yazılımlardan gelen bildirimlere cevap olarak kim "tamam ben inceledim sorun yok, bu şüpheli işlem değil" butonuna basmıştır. bu ne cesarettir. o butona basan adama nasıl bir sağlam güvence verilmiştir. o butona öyle herkes bsamaz, kim ne zaman neden bastı kaydedilir. yoksa o kayıtlardamı silinmiştir ?
hiç düşündünüz mü neden kimse bunu sormuyor diye ? çünkü o kulak tıkamayı yaptırtabilecek kişiler kurumlarda bellidir. ikidri, üçtür. onlara telefon açabilecek kişiler de...
aranızdan biri pos alıp para toplasın da bir çekiliş yapıp telefon hediye etsin bakalım, neler oluyor...
Siz asıl cambaza bakın, cambaza... kara para operasyonunda şunu bunu aldık derken, bu curcunada acaba kimler neler yaptı ?