Kimisinin hayatı yerle bir olsa da borç istemez / istemesine de gerek kalmaz, kimsi vardır en absürt anlarda bile borç aklında bir opsiyondur.

Modern dünyada artık finansal kaynaklar varlıksız insanlar dahil herkese açıktır. Bu kaynağa ulaşamamanın tek sebebi kredibiliteninizin olmaması. Finansal kredibilite skorları da sadece mevcut varlıklarınızdan hesaplanmaz, asıl belirleyici olan finansal ödeme alışkanlıklarınızdır.

Yani bankalar aslında yoksullara kredi vermiyor değil, finansal disiplinini olmayan insanlara borç vermiyor. Yani para yönetmeyi bilmeyen, uçuk riskler alan, kazandığından fazlasını harcayan, çeşitli bagimliliklarını bırakmayan insanlara artık yeni borç vermiyorlar.

Tüm hayatım boyunca benden borç isteyen hiçbir insan bir ihtiyaçtan dolayı istemedi. Ya sahip olmaması gereken bir lüks için istedi ya da finansal sorumsuzluk dolayısıyla batık ve bağımlı olduğu için. Borç versem de vermesem de işin sonunda mutlaka ve mutlaka ben kötü oldum. Çünkü bu profiller hep aynıdır. Kendi hatalarının sonuçlarından başkalarını sorumlu tutarlar.

Sözün özü bankalar en optimize çalışan kredi hesaplama sistemlerine sahiplerdir. Borç işi borç vermek olan bir kurumdan yapılmalı. Kişi buradan borç alamıyorsa zaten borç alma ve geri ödeme yapabilecek durumda değildir. Hayatın gerçekleri ile yüzleşip bir olgun gibi sorumluluk almayı öğrenmeli ve dışa bağımlılığı bırakmalıdır.

Borcun iyi geldiği bir insan iliskisi de görmedim üstelik.

Not 1: yukarıdaki görüslerimin dışında tek kalan konu Sağlık ve Açlıktır.

Not 2: borç ile hibe arasında ciddi farklar vardır. hibenin üretken araçlara kullanıldığı sosyal sorumluluk projelerini destekliyorum.

Not 3: sadaka gibi çalışan sosyal yardımlara karşıyım. basıl kazanılacağı ve emeğin değeri ögretilmeli.