DogancanOzturk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Cahilligime verin, hayvanin kisirlastirilmasi sartini kim neden ve neye gore koyuyor? Hayvanin dogustan gelen bir icgudusunu elinden almak nasil ve ne gerekceyle sart kosulabiliyor? Saglikla ilgili bir sorun vs. mi oluyor?

Konu dışı bir yorum olduğunu bende kabul ederek , kendi bildiğimce , post dışı olarak cevap vereyim.

Ben yaklaşık 20 yıldır (evcil) kedi ve köpek besleyen biriyim. dolayısı ile kendimce hemen hemen tüm bilgilere sahibim diyebilirim.
Kısırlaştırmaya her ne kadar KARŞI gelsem de bazan mantıklı geliyor.
Bunu belediyelerin sokak köpeklerini kısırlaştırma çabalarında görebilirsiniz.
AMAÇ ŞU : sahibi olmayan bu yavrucaklar her yıl çiftleşir ve kontrolsüz olarak yavru meydana gelir. Sayılar da genel 2 ile 12 arasında değiştiğini zaten biliyorsunuzdur.
Her belediye de her ne kadar bakım evleri bulunsa da düzgün ve yeterli bakım yapılmaz ve bu barınaklar belediyelere yük gibi gelir. o yüzden hiçbir belediye gönüllü ve istekli olarak barınak yapmaz.
sadece oy toplamak,sempati kazanmak ve olası köpek saldırılarından oluşan maddi-manevi davalardan kaçınmak içindir.
Genel olarak baktığında var olan 1 adet kedi/köpeğe bakamayan devasa bütçeli belediye kısırlaştırma yöntemini bularak , gelecek yıllardaki olası başıboş köpek/kedilerin masraflarından kendilerince kurtulmuş olur.
Bir diğer durum ise , çiftleşme döneminde çiftleşemeyen köpekler normallerinden daha saldırgan ve agresif olurla.Çoğunlukla kişileri ısırırlar , bu ısırıklar çoğu zaman KUDUZ teşhisi ile korku ve paniğe yol açar.Bundan da belediye sorumludur.
Diğer yandan kısırlaştırmamış köpekler gece gündüz demeden çiftleşmek ister ve kendi bölgelerine başkaca erkek köpek girmesin diye gece gündüz ulurlar ve kendi aralarında yüksek sesli kavgalar ederler ve insanlara da saldırırlar.
Kuduzu zaten demiştim ama kuduz çok hızlı şekilde , onlarca kolay yollardan insanlara bulaşıcı hastalık olarak yayıldığından koca bir şehir bu sebeple karantina altına alınabilir. Bir diğer husus da UYUZ/UYUZLUK hastalığıdır ve bulaşıcıdır.
Özellikle belediye başkanları davalarla adı anılsın istemez.Şöyle ki ; bir belediye de başıboş köpek bir kişiyi ısırır ise belediye hem tüm hastane masraflarını ödemek hemde maddi manevi tazminat ödemek zorundadır.Aynı zamanda haberlere konu olur , adı kötü geçer , gelecek seçimlerde bunlar unutulmaz ve bir köpekle baş edemedi deyip kimse oy vermez.Bazan da sigorta şirketleri bir şekilde belediyeyi ikna edip , küçük bağışlarla , hayat sigortası yapmış insanların sağlığını düşünebilir.... (Anladın sen onu...)

GELELİM KISIRLAŞTIRMA MEVZUSUNA ;
1990 yıllar öncesinde kısırlaştırma çoğu belediye de yapılmıyordu. Belediyelerde AVCI mesleki sıfatlı , zabıtaya bağlı , elinde av tüfeği bulundurmaya yetkili , ve kamyonla gezip , gördüğü başıboş köpekleri öldürüp , çöplüğe atan belediye çalışanları vardı. Onlarca kez buna şahit oldum , çocuktum ama asla unutamam.Çoğu zaman avcı beceriksiz olur , bir vuruşta köpek ölmez, iç organları dışarıdan sarkarak kaçmaya çalışırdı şehir ortasında....Göz önünde canlandırmışsındır umarım...

Bunu bir insanlık ayıbı olarak algılayan binlerce kişi şikayetler ederek bu başıboş hayvanların öldürülmesini engellediler ama devlet de kısırlaştırma şartını koymuş olacak ki , kısırlaştırmaya kimse laf etmiyor.
Silahla vurulup hayatının son bulmasındansa , kısır olarak , normal şartlarda yıllarca yaşayarak ölmek sanırım en insancıl olarak algılanabilecek bir durum. O yüzden BEN bile maalesef kısırlaştırmaya sıcak bakıyorum.

Bu konuda farklı fikir ayrılıkları elbetteki olur , olacak , olmalıdır da.Ama şuan en adil ve en güvenli , (belediyelere göre en az zararlı) yöntem kısırlaştırmadır.

Hepsi şahsi görüşümdür.Herhangi kurum yada kişiyi hedef almamaktadır.