İnsanoğlu binlerce senedir böyle. Marangoz tezgah başında, fırıncı fırın başında, tamirci araba altında, memur koltuk üzerine yaşlanır.
Yani bilgisayar başında yaşlanacağız.
Böyle dünyayı gezip görmeniz gerektiğini, işi gücü bırakıp hayallerinizden peşinizden koşmanız gerektiğini söyleyenler o hayallerin peşinden koşanların %99,99'unun o hayallere hiç ulaşamayıp boşa bir hayat yaşadıklarını söylemezler.

Üniversiteyi bitirn, 27-28 yaşına kadar gezecekseniz gezin, risk alacaksanız alın, hayal peşinde koşacaksanız koşun.
Ondan sonra ne yaparsanız yapın sigortanızı yatıracak bir sistemin bir parçası olun ve her sene en az 1-2 maaşınızı tasarruf edin.

Kapitalist tüketim düzeni sizi kandırıyor. Size çok kıymetlisin, hayat kısa, sen herşeyin en iyisini hakediyorsun diyor.
Siz de 10 lira kazanıp en iyi hayatı yaşamak için 13-15 liralık bir hayat sürüyor ve borçlanıyorsunuz.
Bu da sizi köleleştiriyor.

Çok kıymetli falan değilsiniz, en iyisini falan da haketmiyorsunuz.
Dünyada 8 milyar insan var ve sizin bilgi eğitim gelir düzeyinizde milyonlarca insan var.
Bu kadar rekabetçi bir dünyada 75 yazın son 20-25 yazında sürünmek istemiyorsanız ortasındaki 25 senesinde saçma sapan hayallerin peşinden koşmayın.
Çocukça hayalleri, istekleri ve hazları ilk 25 yazda kovalayın.

Adolph Monod'un bir sözü var.
Yapmak istediğimiz muhteşem şeyler ile yapmak istemediğimiz küçük şeyler arasındaki büyük tehlike, sonunda hiç bir şey yapamamış olmaktır.