By_ReFLeX adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
ben bu tarz yaklaşımları samimi bulmuyorum hocam.

giydiği kıyafetle yargılama seçimlere saygımız var,
konuşma tarzıyla yargılama, her konuşma tarzına saygımız var,
fikriyle yargılama çünkü her fikre saygımıza var.
vs
vs

kusura bakmayın böyle bir dünya yok. iş veren olduğunuzu düşünelim, bahsi geçen tarzda konuştuğunu, sayko bir kıyafetle geldiğini düşünün. iş verir misiniz ?
ya da yeni bir arkadaş ortamına böyle birinin dahil olduğunu düşünün, o kişiyi önemser misiniz ?

yorumunuzu sırf zıt bir görüş belirtmek için yaptığınızı düşünüyorum. çünkü polyanna sadece bir çizgi film karakteri. gerçek dünya malesef böyle değildir.

Insan kıyafetiyle karşılanır, konuşmasıyla ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır (Mevlana)
Hocam bu mantıkla bakarsanız cinsel tercihleri için de insanları yargılamak serbest olur. Eş cinsel birine de iş verilmesin, ölsünler o zaman.

Ben fikirlerimde gayet samimiyim ve insanları ayrıştıran zihniyeti tehlikeli buluyorum.

Sizin samimiyetsiz dediğiniz düşünce tarzı tam tersine birleştirici bir bakış açısı. R10da yazı ile samimiyetime karar vermeniz, önceki düşüncede olduğu gibi yine bir ön yargı.

Kimseye şirin görünme çabam yok, muhalefet olmak için de yazmadım. Bu benim bakış açım ve insanlar sizden farklı düşünebilir ve sizden farklı düşündü diye samimiyetsizlikle suçlamanız yine yanlış Sevseniz de sevmeseniz de sizden farklı insanlar olacak ve saygı duymak, kabul etmek zorundasınız.

Hiç kimse sizinle aynı şeyleri düşünmek ya da yapmak zorunda değil önce bunu kabul etmelisiniz.

Sizden ricam, yurtdışındaki programları izleyin, eğer İngilizceniz varsa İngilizcenin içinden geçtiklerini göreceksiniz. Yazışma dillerini zaten saymıyorum bile.

Bir gün Hakkari'de bir adam geldi yanıma, sanırım giyim tarzım oraya farklıydı ve sohbet etmek istedi. Yöresel kıyafetler giymiş, şiveli, biraz da kirliydi. İnanın aynı sizin gibi rahatsız oldum, çünkü benim gibi değildi. Adam ısrarla konuşmaya çalıştı. Nereden geldiğimi sordu, İstanbul dedim. Ben İstanbul'u Orhan Pamuk'tan, Ahmet Ümit'ten öğrendim, her sene para biriktirip otobüsle İstanbul'a giderim ve kitaplarında anlattıkları yerleri görürüm dedi. O kadar küçük düştüm ki adamın karşısında ve ön yargılarımdan dolayı utandım.

Yukarıda sayko kıyafetle gelse biri demişsiniz. Gelsin, oturup tinerciyle de konuşuyorum, karton toplayan kardeşlerimle de, cezaevinden yeni çıkan biri denk gelse onunla da konuşurum.

Tam tersine görüşününe göre biriyle samimiyet kurmak bana çıkarcı ve samimiyetsiz geliyor.

Nabers, geliyo, gidiyo yazan biri de kültürlü ve kendini geliştirmiş olabilir ama öyle yazmayı tercih eder. Bu bir tercihtir kimseyi ilgilendirmez.