Edgn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Senelerdir duruyor zaten. Müslümanlık ve ümmetçilik biteli 2 yüzyıl olacak ama halen kimse ders almadı. Buradaki savaş olgusu asla yalnızca Kabala üzerinden yürümüyor.

Akışları değiştiren bir liderimiz yok, üzülerek üzülüyorum kimsenin sallamadığı bir bürokratik hafifliği daha önce hiç yaşamamıştık.

Büyük orta doğu projesinin nüvesinde müslümanlara yaşam alanı yok, siz bunun eşbaşkanı olduğunuzu deklare ediyorsunuz. Diyarbakır şehri kutsal hilal ın merkezidir. Zaten bu söylem üzerine Yahudi nişanı verildi.

Bazen bazı şeyler çok da göründüğü gibi değil. NATO'nun doğu akdeniz merkezi türkiye idi. Üstün politikalarımız ve kendi poşitikamız yerine sürekli güce göre şekil almamızdan dolayı ağırlığımız kalmadı.

Savunulacak bir tarafımız yok, çapsız çapsız ve bomboş konuşarak ancak böyle ortada kalıyoruz. Bunları hüsnü mahalli yıllardır kitaplarında yazıyor.

Aytunç altındal'ın kitapları da ha keza öyle. Yetmiyorsa banu avar sınırlar arasında belgeseli var. O da olmazsa mısır var, bizim yaşadığımız herşeyin harfiyen yaşandığını görürsünüz.

Şu anda ortada olmak tercih değil, tabağın ortasındaki bizi kim alacak diye düşünen son lokma olmaktır.
Türkiye sandığınız kadar Söz sahibi olmasaydı, çapsız olsaydı; Suriye meselesinde çoktan topraklarımız elden gitmiş olacaktı. Geçmişte ne kadar neler yaşandı bilemem. Nitekim ne siyasetçiyim, ne de haber muhaberi. Son zamanlar'da Türkiye'ye başka bir seçim bırakmadıkları için seçimleri etkisiz gelebilir ve bu normaldir. Türkiye'nin Orta Doğu'daki varlığı, diğer kıta ülkelerini çok uzun zamandır rahatsız etmekteydi. Türkiye bahsedildiği gibi veya düşünüldüğü gibi Basiretsiz bir ülke olsaydı, ABD çoktan yolundan savurmuştu.

Bazı şeyler isteyerek veya istemeyerek de olsa, bizleri mecbur bıraktılar. Bu da açık ara güç farkından dolayıdır. Fakat Türkiye'nin milli gücü hafife alınamayacak kadar yetkindir. Şu aşamada nasıl bir yol izlenir inanın bilmiyorum. Fakat iyiye gittiğini de düşünmüyorum.

Değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim