https://www.youtube.com/watch?v=m3C8E0pYEAs

Müzik eşiliğinden gelin biraz tarihe bakalım. Basra`da İngilizlere karşı savaşırken, günlerce yaralı şekilde savaşı yönettiği sedyede şehit olan Süleyman Askeri bey için yazılmış bir Kerkük türküsüdür. Müzik çok sade ama kalbe dokunan bir acıyı barındırır. Kerkük Türklerinin bizlerden istediği yardım çığlıklarını yansıtan sayılı eserlerdendir. Eskiden araplar her kerküke saldırdıklarında televizyonda radyoda bu müzik çalardı acı acı. Şimdi Kerkük`ü neredeyse peşmerge yönetiyor, Musul`a bile saldırıyor peşmergeler malesef ses çıkmıyor. Çünkü filistinli arap değiller.

Gelin biraz Süleyman Askeri`den bahsedelim, kendisi Trablusgarb direnişini örgütleyenlerdendir ve Teşkilatı Mahsusanın kurucularından ve başkanlarındandır. Her ittihat terakki üyesi gibi namusu üzerine hayatını vakfetmiştir. Namus dediğimiz olgu ittihat terakki için parti bayrağına yerleştirilen 4 kelimeden (Allah, Vatan, Namus, İlerleme) biridir. Namus deyince şu namusu iki bacak arasında görüpte internet arama gemişi, ens*st aramalar ile dolu olanların anladığı namustan değil. Vazife namusundan bahsediyoruz. Alması emredilen tepeyi alamadığı için intihar eden subayların namus anlayışından, rüşvet almadığı halde iftira atıldığı için namusuna yediremeyip intihar eden devlet memurlarının namus algısından bahsediyoruz.

Örneğin Talat Paşa Osmanlı Maliye nazırı olmasına rağmen ermeliner tarafından suikate uğradığında 5 kuruşa muhtaç ölmüştür. Tabutunun önüne şu şiir yazılmıştır.
sen zorla büyüktün, ne kadar istemesen de..
en sonra eğildinse de kurşunla eğildin,
altınlar akarken de züğürt ölmeyi bildin."


Süleyman Askeri ise vefat ederken ona koyan en büyük şey arapların ihaneti olmuştur. Hatta ihanet etmekle kalmamış ölümüne yakın Türkmen beylerininde ihanet ettiği dedikodusunu yaymışlar ve Süleyman Askeri beyin son nefesini kahrderek vermesine sebep olmuşlardır. Bu müzik rivayet üzere vefatı üzerine sonradan yazılmıştır. Ölmeden önce araplara söylediği söz ise şudur.
"Avratların bile muharebe etmesini beklediğim böyle bir zamanda harbe seyirci kalmaya utanmıyor musunuz?
İtler bile yabancıları mahallelerine yaklastirmazlar, it kadar bile olamadınız. "