Bazı insanlar şehirleri, İstanbul'u falan kendi köyleri sanıyorlar. Sosyoloji dersinden aldığım çok güzel bilgiler var taşradan gelen halkın şehirleşememesi ile alakalı. Taşralı zihniyetlerini burada yaşamaya devam ediyor çoğu kişi. Ben demiyorum ki bu kötü bir şey. Şehirde olacak iş değil yalnızca. Sen eğlenmezsen ölmezsin ama gece 12'ye kadar davulun zurnan, şarkın bitmez ise uyumak zorunda olan, yarın sabah sınavı olan bir öğrencinin tüm hayatını kötü etkileyebilirsin, yaşlı annesi babası olanları uykusundan uyandırıp kalp krizi yaşatabilirsin, hastası olanların dinlenmelerine mani olursun, aynı şekilde sizin gibi haftada bir gün tatili olanların tatilini zehir edebilirsin.
Ne olacak bir kere evleniyorlar düşüncesi kadar yanlış bir düşünce görmedim. Ya düğün salonu tutacaksın, ya da paran mı yetmiyor, sokak senin salonun değil, tutmayacaksın nikah salonunda evleneceksin bitecek o kadar. Saçma sapan adet, görenek diye zaten davulcu zurnacı dediğin resmen sömürüyor milleti. Siz kızınca bir şey diyince de size bağırırlar, küfrederler. Tüm sokağı kapamışlar düğün yapıyorlar geceye kadar. İğrenç ve düşüncesiz bir zihniyet. 100 yıldır hala şehirleşmeyi öğrenemedik.
Köyü şehre taşıma konusu çok doğru. Kadınlar apartman önünde minder serip oturuyor. Yanındaki boş arsada salça vs.. yapıyor kazanda. Yufka yapıyor. Onlardan rahatsız değilim. En azından gürültü yapmıyorlar. Ama düğün meselesinden kurtulmak lazım.