şimdi çok vahşi şeyler yazacağım... hazır olun... iyi niyet diye birşey yok. insanlar size hep "bu domuzdan ne kopartırım" diye yaklaşıyor. eğer sizden bir çıkarları varsa en harika insan sizsiniz. paranız çoğaldıkça, elinizdeki imkanlar arttıkça sizi daha çok seven insanlarla dolar çevreniz. "daha çok seven mi"... evet... doğumgünlerini kutlarlarlar, hal hatır sorarlar.... sonra bir bakasınız ki meğerse iş kuracakmış yardım lazımmış. ya para, ya tanıdık yada elinizdeki bir yetenek. bir kere olsun "hayır" demeye görün... sizden daha kötüsü olmaz... bunu böylece kabullenin. kabulleneceksiniz.....

esnaf.... büyük marketler esnafları bitirdi... bitsin... bitirsin... son kullanma tarihi gelmiş yoğurttan tutturabildiğine sattığı matkap ucuna kadar... istanbullular perçembe pazarını bilir, karaköydeki... caddenin başından başlayıp fiyat sora sora ilerleyini sonra aynı yoldan aynı insanlara aynı ürünün fiyatını sora sora geri gelin... ne deiğimi anlarsınız. o anda aklına ne gelirse....

pazar yerleri çok komisyon alıyor... alıyor ama fiyatları karşılaştırma fırsatı sunuyor. orada bile sattığı ürünün ederi nedir diye bakmadan fiyat koyan ahmaklar var.

şimdi bunlar ne demek...

bu şu demek... avrupanın pek çok ülkesinde uzun yıllar kalmış birisi olarak öncelikle söylemem gerekir ki dışarılarda da durum bu. ama onlar açıkça yapıyor. dost gibi davranmıyor, iyi insanmış gibi davranmıyor. ticaretin kuralları çerçevesinde davranıyor. davranmak zorunda... yoksa mazallah bir mahkemelik olup da kaybederlerse... canlanıra okunur.... bizdeki gibi kırk yıl da uğraşmıyor insanlar. hemen sonuçlanıyor. kanunlar, sosyal yaptırımlar ve kontrol altına alınmış kötü insanlar. zaten genler de iyi....

gelelim bu coğrafyaya.... açık ara tanıdığım iş yapmak için en berbat yerdir burası. paraya konma, çamura yatma, yalan dolan.... burada, hele hençler sizlere sesleniyorum, çok dikkatli olun. her köşe başında paranızı kapmaya çalışan insanlarla karşılacaksınız. arkadaşlarınızı ve dostlarınızı ara ara test edin. evet bu çok adice birşey biliyorum. ama bakın gerçekten ihtiyacınız olduğunda yanınıza koşuyorlar mı yoksa arkadaşlıkları sadece lafta mı kalıyor. yaşınız ilerledikçe zaten bunu yapıyor olacaksınız. gözünüzü açık tutun.

evet bu yukarıda yazdığınız gibi ufak tefek şeyler insana koyar. aldatılmış hissedersiniz.... ama anldırmayın... geçenlerde biri ev alacakmış. benden para istedi. yahu iki senedir arayıp sormuyordun hayırdır, işin mi düştü dedim. bunlar böyle laflara alınmazlar. hiç söylememişsiniz gibi devam ederler. altında araba... tamam dedim. norete gidelim arabanın satışını yapalım, parayı getirdiğinde geri alırsın. aaa olmaz öyle şey dedi. masrafları ben karşılayacağım dedim, ayıp senin yaptığın dedi. evi ipotkeleyelim dedim mümkün değil dedi... der.... çünkü amacı sağdan soldan para toplayıp köşeyi dönmek, ev falan almak değil. insanları aptal yerine koyup tek akıllı kendisiymiş gibi davranırlar. yapmayın...

bir kız arkadaşım vardı.... yeni tanışmıştık. "aaa diyordum, bak ne iyi insanlar var". üniversite falan okumuş, düzgün... sohbet arasında dedi ki "eski arkadaşım para istemişti, arabamı satıp verdim bir daha geri getirmedi"... bu size iyi niyet gibi gelebilir. bana "zayıf insan yargılama yeteneği" olarak geliyor. topuklayıp kaçtım hemen. demek ki karşısındakileri doğru yargılayamıyor diye düşündüm...

şimdi bu kopuk kopuk yazdıklarımı birleştirin. çevrenizdeki insanlar çoğunlukla iyi değildir. bu bir istatistik meselesi. iyi olanları bulursanız kenara ayırın. ama çoğu insan kalitesiz, yalancı ve sömürücüdür.

onların söylediklerine takılmayın. takılmanıza sebep olacak şeyler yapmalarına izin vermeyin.

bunları bir kenara yazın ey genç arkadaşlar... 45'inize geldiğinizde hala buralarda olursam, o zaman tekrar görüşürüz.